Haberleri izliyorum, tartışmalara kulak kabartıyorum, gazeteleri okuyorum. Canım sıkılıyor. Keşke bu ülkede her şey daha derin, daha kapsamlı, daha gerçek düşünceye dönük olabilseydi. Keşke her şey bu kadar ucuzlamasa, basmakalıp fikirler pazarcı esnafı gibi bağıra çağıra dile getirilmeseydi. Keşke insanların birikimi daha büyük, egoları daha küçük olabilseydi. Keşke herkes söylediğinden bu kadar emin olmasaydı. Keşke görünen gerçekle, derin gerçek arasındaki fark algılanabilseydi. Keşke yazan-çizen-konuşanlar, böyle bir ayrımın varlığını sezebilseydi. Keşke tartışanlar, o sırada cevap hazırlamak yerine karşısındaki dinlemeyi bilebilseydi. Keşke iktidar çevrelerine yaranmak amaç haline gelmeseydi. Keşke fikir tartışmalarında küfür edilmeseydi. Keşke insanlar basit düşünceleri, büyük bir buluş gibi şehvetle savunmasaydı. Keşke siyasetçiler meydanlara çıkınca kafamıza çivi çakar gibi bağırmasaydı. Keşke halkın din, milliyetçilik, bayrak, vatan, ezan, Kuran duygularını gıdıklayan politik konuşmaların sahteliği anlaşılabilseydi. Keşke aydınlar bu kadar lumpen hayranı olmasaydı. Keşke zengin iş adamları, bu dünyada paradan daha önemli bazı değerlerin varlığını sezebilseydi. Keşke bu kadar vahşet olmasaydı. Keşke polisler bu kadar kolay insan vurmasaydı. Keşke işkencelerde insanlar ölmeseydi. Keşke çocuklara tecavüz edenler, bu kadar himaye görmeseydi. Keşke bu kadar kutuplaşmasaydık, suçlulara “senden benden” muamelesi yapmasaydık. Keşke yuvalarımızdaki çocuklara işkence edilmeseydi. Keşke kitleler aklını sadece futbolla bozmasaydı. Keşke eğlence programlarımız daha düzeyli olabilseydi. Keşke yolsuzluk, siyasi sistemimizin bir parçası olarak hoş görülmeseydi. Keşke şehirlerimizi bu kadar çirkinleştirmeseydik. Keşke bu kadar kabalaşmasaydık.
Bu “keşke”ler uzayıp gider ve bunları art arda sırlamak da bir çözüm getirmez. Çünkü Ortega y Gasset ne demişti.“Ben kendimin ve çevremin toplamıyım!” Evet, ne yazık ki öyleyiz, öyleyim.
