Eskiden bu ülkede sarhoş olmak ayıptı ama içki içmek hiç de suçlanacak bir davranış olarak görülmezdi. Şimdi birçok şey gibi bu da değişiyor ve “İçerdi içmezdi” tartışmaları yapılıyor. Bakanlar ellerindeki içki kadehini çaktırmadan danışmanlarının eline tutuşturmanın yolunu arıyorlar. İçki, siyasal hattan çıktı şimdi süratle sosyal hayattan da çıkıyor. Ben içki meraklısı bir insan değilim ama “rakı kültürü”nün bu ülkede özel bir yeri olduğunu da biliyorum elbette. Baudelaire, şarap için “şişelenmiş şiir” der. Nasıl Fransızların şarap edebiyatı varsa bizde de bir rakı edebiyatı vardır. Divan şairlerinden cumhuriyet dönemi şairlerine kadar bu konuda neler yazılmıştır neler. Japonların çay töreni gibi, rakı da bu ülkede sadece bir içki değil bir törendi eskiden. Küçük mezeler eşliğinde, saatlerce süren sohbete kapı aralayan bir tören. Bugün lıkır lıkır içilen rakı ve hesapsız kitapsız yenilen kebap, rakı kültürü ile hiçbir ilgisi olmayan bir gelenek.

Geçenlerde Frankfurt Kitap Fuarı dolayısıyla bu kentte kalırken bir akşam Arabella Otel’e davet edildim. Son derece şık ve büyük bir bardı burası ve maroken ciltli menüsünde adını duymadığım içkilerle birlikte yüzlerce çeşit kokteyl sıralanıyordu. Meğer Frankfurt’un en meşhur barıymış. Fatih Beyle tanıştık, neler ikram edebileceğini sordu. Ben hasta olduğum için sadece ıhlamur içebildim ama Fatih Beyin anlattıkları üzerine listeye bir göz attım. Bir sayfada karşıma rakılı içecekler bölümü çıktı. Otuz kırk çeşit rakılı kokteyl. Meğer Fatih Beyin iddiası, rakıyı uluslararası kokteyller arasına sokmakmış. Bu konuda epey çalışma yapmış. Yabancı dillerde kitaplar da yayınlamış. Bana yaptığı kokteylleri gösterdi. Bir buz kabının içine oturtulmuş kadehlerde rengarenk rakı kokteylleri gördüm. Almanlar arasında epeyce meraklısı oluşmuş. Bir başka sefer tadına bakmak üzere oradan ayrılırken usta barmene sordum: “Peki Fatih Bey, bunca içki içinde siz ne içersiniz?” Fatih Bey güldü, “Vallahi ben rakıdan başka bir şey içmem” dedi. “Ama sodayla içerim ve içine bir parça limon atarım.” Frankfurt’un meşhur barından ayrılırken aklımda “rakı şişesinde balık olsam” diyen Orhan Veli vardı.