Geçen yıl 3 Temmuz’da Kıbrıs’taydık. Yasemin kokan o güzel Akdeniz akşamında Maria Faranduri ile birlikte Kıbrıslı Türk ve Rum kardeşlerimize şarkılar söylüyorduk. Hele tutuşmuş, kol kola girmiş otuz bin Türk ve Rum, barış içinde birlikte yaşama iradelerini melodilere döküyorlardı. Sahnede bize Kıbrıslı sanatçılar ve yüz kişiden oluşan Türk-Rum ortak korosu eşlik ediyordu. Kısacası mutlu ve umutlu bir akşamdı. Konseri düzenleyenler arasında Kıbrıs’taki AKEL partisi de vardı ve Mehmet Ali Talat’ın CTP’si destek veriyordu. Parti liderleri konser alarmdaydılar. Ertesi gün, Meclis Başkanı Dimitris Hristofiyas’ın da aralarında bulunduğu AKEL yönetimiyle bir araya gelmiş ve bir saat kadar sohbet etmiştik. Dün Başbakan Talat ve Hristofıyas’ın ortak basın toplantısını görünce, bu sohbet aklıma geldi. Hristofiyas’a Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme çabalarından söz etmiş ve “Yunanistan, Kıbrıs ve Türkiye’nin birlikte üye olacakları bir Avrupa Birliği, bölgemizde kalıcı bir barış oluşturabilir. Bu yüzden sizin gibi barış isteyen herkes Türkiye’nin AB yürüyüşüne destek vermeli” demiştim. O da cevaben şunları söylemişti: “Aslında AKEL olarak Avrupa Birliği’ne bakışımız diğer partilerden farklı. Biz temelde kendimiz için de Avrupa Birliği’ne karşıyız. Kıbrıs’ın üye olmasını da istemiyoruz. Ama söylediğiniz gibi görüyoruz ki barış Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Kıbrıs’ın AB üyeliğinden geçiyor. Bu yüzden Türkiye’nin de AB üyeliğini destekliyoruz.” Bunları söyleyen Hristofiyas şimdi Kıbrıs’taki birleşmeye karşı olumsuz tavır takınıyor. Bunu anlamak çok zor. Çünkü iki toplumun kaynaşmasını ve bir araya gelmesini sağlayan barış konseri onun katkılarıyla düzenlenmişti. Şimdi hangi koşullar değişti de referandumun ertelenmesini istiyorlar? Bu sorunun cevabını aramak insanı ister istemez şu düşünceye götürüyor: Rumlar bu kadar şikâyet ettiğine göre en son Annan Planı, beklentilerine cevap vermedi. Atina’dan telefon eden Yunan gazetecinin belirttiği gibi “haksızlığa uğradıkları” psikolojisi yaygın. Kuzey’deki “Evet” coşkusu ve Güney’deki “Hayır” eğilimi de bu durumun kanıtı. İlginç günler yaşıyoruz.