Önceki günkü gazetelere üzücü bir haber yansıdı. İddiaya göre, Sabancı Üniversitesi’nde konferans veren bir profesör, Çanakkale Savaşı’nda yarbay olan Mustafa Kemal hakkında küçültücü ifadeler kullanmış, onun ‘Beş on askeri bile yönetmekten aciz bir yeteneksiz’ olduğunu söylemişti. Haberi okuyunca çok canım sıkıldı. Askeri dehasını bütün dünyanın takdir ettiği bir büyük komutanın, bir sivil tarafından bu sözlerle anılması içimi isyan duygularıyla doldurdu. Neyse ki daha sonra profesör bir açıklama yaptı ve o değerlendirmenin kendisine ait olmadığını, Enver Paşa’nın Mustafa Kemal hakkındaki sözlerini aktardığını açıkladı.

Enver Paşa’nın Mustafa Kemal’in büyük yeteneğini ve zekâsını kıskandığı, onu yok etmek için elinden geleni yaptığı bir sır değil. Basiretsizliği ile koskoca bir imparatorluğu parçalayan, yanlış kararlarıyla Anadolu evlatlarını başta Sarıkamış olmak üzere birçok cephede kırdıran Enver, Osmanlı’nın son dönemlerindeki ‘negatif seleksiyon’un eseri olarak çok hızlı yükselmiştir. Akran olan iki arkadaştan Enver, paşa ve Harbiye Nazırı olduğu zaman, Mustafa Kemal cepheden cepheye, hatta bazen cephe dışında görevlere sürülen bir binbaşıydı. Eğer Enver yerine Mustafa Kemal karar mevkiine gelmiş olsaydı, tarih başka türlü yazılırdı kanısındayım. Bu açıdan profesörün söyledikleri doğru. Ama Mustafa Kemal ve Çanakkale konusundaki tartışmalar ve kara çalmalar bir türlü bitmiyor. Bu yüzden aşağıdaki belgeleri kayda geçirmek istiyorum.

Evet! Mustafa Kemal Çanakkale Harbi’nde kaymakam yani yarbaydı, İkinci Anafartalar Zaferi’nden sonra miralaylığa yani albaylığa terfi ettirildi ve İstanbul basını tarafından ‘Anafartalar Kahramanı’ olarak adlandırıldı. 5. Osmanlı Ordusu’nun komutanı ise General Liman Von Sanders’ti. Genç Mustafa Kemal’in Sanders’in bazı emirlerine uymadığı, kendi mantığına göre hareket ettiği, bu yüzden komutanla arasının açıldığı ama sonunda haklı çıktığı bilinir. Zaten Mustafa Kemal Osmanlı ordusunun Almanların emrine verilmesini de şiddetli bir biçimde eleştirmiş ama bütün haklı çıkışlarında olduğu gibi uyarılarını kimseye kabul ettirememişti.

Şimdi sözü o dönemdeki ordu komutanına bırakalım. Bakın Otto Liman Von Sanders Mustafa Kemal için ne diyor: “İlk büyük askeri zaferini Trablus’ta kazanmış olan Kemal bey, görev ve sorumluluk üstlenmeye istekli bir komutandı. 25 Nisan tarihinde kendi inisiyatifini kullanarak 19. Fırkayla muharebeye müdahale etmiş ve düşman kuvvetlerini kıyıya kadar püskürtmüştür. Takip eden üç ay boyunca da en vahim hücumlara, sarsılmaz bir cesaretle karşı koymuştur. Dolayısıyla onun enerjisine ve kararlarına tamamen güven duydum.’

Liman Von Sanders, görevinin sonunda Türkiye’den ayrılırken Adana’da Mustafa Kemal’le son kez görüşmüş ve silah arkadaşına şunları söylemiştir: “Sizi, Anafartalar ve Arıburnu cephesinde komutanlık yaptığınız günlerde yakından tanımak imkânı buldum. Gerçeği belirtmek gerekirse; aramızda bazı anlaşmazlıklar ve olaylar geçti. Ama her şey söylendikten ve yapıldıktan sonra bütün bunlar birbirimizi daha yakından tanımaya vesile oldu. İki samimi arkadaş haline geldik. Türkiye’yi terk etmek mecburiyetinde olduğum bugün komutam altındaki orduları, bu ülkeye geldiğimden beri hep takdir ettiğim bir subaya (Mustafa Kemal’e) emanet ediyorum. Bu genel felaket anında (1. Dünya Harbi’nin kaybedilmesi) derin üzüntümüzü kim hafifletebilir ki. Sadece bir tek şey beni teselli ediyor: O da komutayı size devretmiş olmak.”

Mustafa Kemal, cephede hayatını kurtaran kırık saati Liman Von Sanders’e hediye etti. Komutan bu anıyı ömrünün sonuna kadar saklamak için Münih’teki evinin güzel bir köşesine yerleştirdi. Ama evi soyan hırsızlar, bu arada saati de çaldılar. Sonra kim bilir bu değerli anı kimlerin eline geçti.

Yazının başında da söylediğim gibi bu tarihi belgeleri, Çanakkale Savaşı ve Mustafa Kemal’le ilgili son derece haksız ve adaletsiz yorumlara karşı bir kayıt düşmek için yayınlandım. Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın Mustafa Kemal’e leke düşürülemiyor.