Geçenlerde Norveç’teki bir konuşmamın sonunda, dinleyicilerden gelen soruları cevaplıyordum. Çok beğendiğim bir romancı olan, Ukrayna Traktörlerinin Kısa Tarihi adlı romanın yazarı Marina Lewycka, edebiyatla politika arasındaki ilişkileri sordu. Her zaman olduğu gibi yüreğimden gelen cevabı verdim ve dedim ki: “Edebiyat geniş ve sonsuz ama siyaset kısa, tehlikeli ve dar açılı.” Gerçekten öyle. Bu dünyada sanat, felsefe, bilim insanı ne kadar yukarı çekmeye uğraşıyorsa, siyaset o kadar yerin dibine batırıyor. Sanatçının ve bilim adamının zaman ölçüsü çağlar, siyasetçininki ise seçim dönemleri. Biri yüreğindekini ortaya döküyor, ötekinin mesleği gerçek düşüncesini saklamak. Biri ne kadar geniş bir zaman ve mekan algısına sahipse, öteki o kadar dar ve kısıtlı. Ama en büyük tehlike, profesyonel siyasetçiler değil, amatör olanları.
İnternet denilen icat sayesinde, her habere yapılan okuyucu yorumlarını okuyabiliyoruz artık. Haberi okur okumaz tuşlara basıp, ilk düşüncelerini gönderiyorlar. Bazen internet sitelerindeki bu yorumlara göz atıyorum. O kadar değişik, o kadar çeşitli görüşler var ki aralarında. Birinin ak dediğine öteki kara diyor. Ve gri çok az. Yani siyah beyaz kutuplarından kurtulup da grinin tonlarında dolaşarak gerçeği arama kaygısı hemen hemen yok gibi. Ve esas korkutucu olanı, bu yorumların çoğu öldürücü bir nefretle yazılıyor. Ürpertici bir durum.
Artık iyice biliyorum ki bir ülkede ne kadar yetişkin insan varsa, o kadar çok sayıda siyasi fikir var. Çünkü herkes kendi aklına göre bir yol tutturmuş gidiyor. Ve bir gözlem daha: İnsanlar başkalarının daha güzel, daha yakışıklı, daha zengin, daha yetenekli, daha güçlü, daha hızlı olabileceğini kabul ediyor ama asla kimsenin kendisinden daha zeki olduğunu düşünmüyor. Bu kişilere sorsak ve desek ki: “Angelina Jolie ya da Bradd Pitt sizden güzel mi?” “Evet.” “Naim Süleymanoğlu sizden kuvvetli mi?” “Evet.” “Rahmi Koç sizden daha zengin mi?” “Evet.” “Michael Phelps sizden daha iyi yüzüyor mu?” “Evet.” “Peki herhangi bir siyasi yorumcu sizden daha iyi düşünüyor mu?” Bu soruya herkesin içinden hayır cevabı geleceğinden eminim. Çünkü birçok konuda bir başkasının sizden daha üstün olmasını kabul etmek kolaydır ama daha zeki olduğu, daha iyi düşündüğü asla kabul edilemez. Bu, insanoğlunun temel özelliklerinden birisi. Hepimiz böyleyiz. Bu yüzden hepimizin ayrı ayrı siyasi fikri var ve bu görüşleri birleştirebilmek çok zor.
