Öncelikle İskenderun Deniz Üssü’nde şehit olan yedi askerimize ve İsrail saldırısında ölen yurttaşlarımıza rahmet dilerim. Türkiye son derece ciddi bir krizle karşı karşıya. Bu satırları yazdığım sırada, gazetenin önünden büyük kalabalıkların “Kahrolsun İsrail” sloganları işitiliyor.Türkiye ayakta. Olayların ne yöne akacağını ve nasıl sonuçlanacağını bilemeyiz. Ama kesin olan bir şey var: İnsani yardım malzemesi taşıyan sivil gemilere askeri birliklerle saldırmak ve sivilleri öldürmek bir insanlık suçudur.Operasyonların arkasında olduğunu açıklayan İsrail Başbakanı Netanyahu doğrudan doğruya sorumluluk sahibidir ve suçludur.
İşin daha vahim yönü; hükümetin ve muhalefetin ağız birliği ederek, deniz üssümüze yapılan saldırıyla gemilere operasyonu ilişkilendirmiş olması. En azından bu konudaki kuvvetli bir kuşkuyu açıkça dillendirmesi. Sorumlu mevkilerdeki kişilerin, özellikle de hükümet kanadının, elinde bazı bilgiler olmadan böyle bir açıklama yapması zor olmalıdır.Yani son derece ciddi bir durum.
Bu arada Kemal Kılıçdaroğlu’nun dikkat çektiği bir konuyu çok önemli buluyorum. Ana muhalefet lideri, bu vahim olayı “insanlık dışı bir suç” olarak kınadıktan sonra, yurttaşlara itidal tavsiye etti ve tepkilerin Yahudi yurttaşlarımıza yönelmemesi gerektiğini ifade etti. Çok önemli bir uyarı. İsrail hükümetinin davranışlarıyla, Yahudi yurttaşlarımızın hiçbir ilgisi yoktur. Onların da bu olaya çok üzüldüğüne eminim. Umarım aşırı tepkiler, haklı olduğumuz bir davada bizi haksız duruma düşürmez.
Şimdi bütün dünyanın gözü Türk hükümetinin üstünde. Acaba Türkiye’nin tepkisi ne sertlikte olacak. Sert açıklamalar ve diplomatik çabalarla mı yetinecek yoksa daha sert önlemlere mi başvuracak? Bütün bu gelişmelerin iç politikaya etkisi ne olacak? Bir sürü soru işareti ve belirsizlik. Ne diyelim! Allah başta İsrail olmak üzere herkese akıl fikir versin.
