Albert Einstein’la ilgili bir kitap okuyorum son günlerde. “Hayal gücü, bilgiden daha önemlidir!” diyen dâhi fizikçi, aynı zamanda büyük bir filozof. Daha neler diyor neler: Okul, aile ve toplum dahil, her türlü otoriteye başkaldıran Einstein birisi için “Çok zeki adam. Acaba niye gidip de kendini bir siyasi partiye adadı?” diye soruyor. Uyumsuzluktaki uyumu araştırıyor. Tek boyutlu, yaptığı işten başkasına aklı ermeyenlere inat; müzik de biliyor felsefe de edebiyat da.Bilimsel bir toplantıdan sonra onuruna verilen davette konuşma yapması istenince “Ben derdimi böyle daha rahat anlatıyorum!” diyerek kemanla Mozart’ın bir sonatını çalıyor.Beethoven’in kendi bestesini yaptığını ama Mozart’ın müziğinin zaten evrende varolan bir müziği yansıttığını söylüyor. Ve çağın en büyük beyni, izafiyet teorisini nasıl geliştiriyor biliyor musunuz: Işık zerrecikleri üzerine binip yolculuk yapmayı düşleyerek. Elbette müzik eşliğinde.
Bir İspanyol filminde duyduğum hikâye doğa ve müzik ilişkisini harika bir biçimde anlatıyordu: Akordeon yüklü bir gemi batmış. Denizde yüzmeye başlayan akordeonlar, dalgaların tuşlara dokunuşuyla ses çıkarmaya başlamışlar. Müzik aletlerinin, batmadan önce denizle birlikte yazdıkları veda şarkısıymış bu.
Hz. Davut çölde dolaşırken çok güzel bir ses duymuş. Oraya doğru yürüdüğünde, ölmüş bir hayvanın bağırsağının çalılara takıldığını ve rüzgârla ses verdiğini görmüş. Sesini ona uydurup şarkı söylemeye başlamış. İşte davudi ses deyimi burda gelir. Tiz, kulağa tornavida batıran seslerle zevki adamakıllı bozulan Türkiye belki hatırlamaz ama bir zamanlar erkeksi, davudi ses en kıymetli sesti.
Bu hikâyeleri duyunca iyi ki müzisyenim diyorum.İyi ki Davut’un duyduğu gibi, bazı gerilmiş tellerden ses çıkarabiliyorum.İyi ki şarkılar yazabiliyorum. İyi ki dünyanın en iyi müzisyenleri bana eşlik ediyor. İyi ki yazdığım şarkılar, müzik nehrine küçük birer damla olarak düştü. İyi ki yarın Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda akşam sahneye çıkacağız yine.İyi ki, insanın üstüne ıslak bir peştamal gibi yapışan havadan ve yüreğimizi mengenelerle sıkıştıran siyasi atmosferden kurtulup, binlerce aydınlık kişiyle birlikte şarkılarmızı söyleyeceğiz.
Müzik olmasa bu dünyanın zulmüne, hoyratlığına, kabalığına nasıl dayanırdım bilmiyorum.
