Haftalardır gözümüzün önünde eriyip gi-
den zarif kadının hastane yatağında ölü-
me yaklaşmasını izlerken, aklıma Çay-
kovski'nin müziği eşliğinde Kuğunun Ölümü
sahnesi geliyordu hep.
Karanlık sahnedeki yuvarlak ışık huzmesinin için-
de balerin kollarını çırparak yavaş yavaş yere doğru
süzülüyor ve sonunda mecalsiz kanatlarındaki son
kıpırtıların da azalmasıyla hareketsiz kalıyordu.
Thilda Kemal de bir ak kuğu kadar zarif yaşa-
dı ve yine bir ak kuğu kadar zarif öldü.
Yoğun bakım kliniğinde yüzüne vuran ölüm so-
ğukluğu bile onun bir ömür boyu gururla taşıdığı
soyluluğunu ve zarafetini yok edemedi.
★★★
Son gün Yaşar Kemal, yoğun bakım ünitesinde
"Thildacığım, sevgilim" diyor. "Sana teşekkür
ederim. Yaşadığımız bu güzel hayat için sana
teşekkür ederim sevgilim. Korkma, sakın
korkma! Biz namuslu bir hayat sürdük."
Koca devin gözündeki yaşlar, Çapa yoğun ba-
kımda ölümle içiçe yaşayan doktor ve hemşirelerin
de gözlerini buğulandırıyor.
Sonra ben de alnından öperek vedalaşıyorum
Thildamızla. Ben de teşekkür ediyorum. Dostluğu-
muz için, paylaştıklarımız için...O anda gözümün
önüne 25 yıl önce Stockholm'deki kır gezimiz geli-
yor. Yaşar Kemal, Thilda, Ülker, ben... Çimenle-
rin üstünde öylesine yüksek sesle Anadolu türküleri
söylemiştik ki çevremizdeki İsveçlilerin hayret dolu
bakışları bizi bir kat daha neşelendirmişti.
★★★
Yaşar ve Thilda Kemal'in yarım asır süren bü-
yük aşkını düşünüyorum.
Anadolu'dan Karacaoğlan, Pir Sultan,
Dadaloğlu rüzgarlarıyla gelen coşkun, kabına
sığmaz, Hitit heykeli gibi bir adam ve Osmanlı
sarayındaki paşa dedesinden devraldığı gelene-
ği, dünya kültürüyle bütünleştirebilen kelebek
kanadı kadar zarif, uçucu bir kadın.
Dilinde İngilizce, İspanyolca, Fransızca şiirler,
öyküler...
Ve hiç bir sarsılmayan bir Türkiye kimliği.
Bu toprağın insanına, geleneğine, diline, kültürü-
ne müthiş bir sahip çıkma, olağanüstü bir bağlılık.
Bu iki olağanüstü insan arasındaki aşk bir muci-
ze değilse nedir ve nasıl açıkanabilir bu mucize?
Bence aşkın dışında bir başka boyutu daha
var bu işin.
O da üzerinde yaşadığımız toprakların yüzyıllar
içinde oluşturduğu birlikte yaşama armonisi.
Bunca değişik kökenlerden gelen, başka koşullar-
da yetişen iki insanı aşk bir araya getirmişti: İkisi birbi-
rini tamamlıyordu, bütünlüyordu. Çünkü aynı değer-
ler sistemine, aynı ahlaki kurallara inanıyorlardı.
İşte bu yüzden Yaşar Kemal soğuk alnını öptü-
ğü Thilda'ya bu güzel yaşam için teşekkür ettikten
sonra, "Duydu beni!" diyordu. "Eminim söyle-
diklerimi duydu."
Kim ne derse desin: Beyin ölümü, tıp kuralla-
rı...hepsi tamam!
Ama ben de eminim; Thilda, kocasının ona te-
şekkür ettiğini duydu.
Çünkü o bunu o kadar hak etmişti ki!
