"Söz uçar, yazı kalır"

Ama bizim söze dayalı kültürümüzde, bütün konular masa başı sohbetlerde tartışıldığı için geriye pek az şey kalır.

"Memleket uzun laftan battı!" şakasına hak verdirecek kadar uzun ve ayrıntılı tartışmalar kağıda geçirilmez.

Aydınımız beyaz kağıda düşmandır. Osmanlı münevveranından bol bol nükteler, sloganlar aktarılır. Ama geride kitap bırakanların sayısı çok azdır. Elimizde, Mimar Sinan gibi bir dahinin güncesi olsaydı, Süleymaniye'nin yapılış öyküsünü, Selimiye'nin macerasını kendi kaleminden okuyabilirdik. Sultan'la ilişkilerini, korkularını, hırslarını, üzüntülerini birinci elden öğrenirdik.

Böyle bir dahinin, mimari ilkeleri konusunda çizimli bir kitabı bulunsaydı, fükültelerimizde okutulur ve yeni mimarlarımıza aktarılan önemli bir miras olurdu.

Hadi diyelim ki kendisi yazmadı!

Mimar Sinan üzerine kaç kitap var?

Eserlerini tanıtmak amacıyla hazırlanan kitapların dışında kaç ciddi analiz okudunuz şimdiye kadar?

Mimar Sinan Batılı olsaydı herhalde kütüphanelerde büyük bir bölüm işgal ederdi: Aynen Leonardo da Vinci gibi.

Geçenlerde Nazım Hikmet'i anma haftası yapıldı: Konserler, konferanslar, anma törenleri...

Peki kaç inceleme yayınlandı Nazım'la ilgili?

Bir-iki deneme dışında hiç.

Kısacası yazılı kültüre hala alışamadık. Konuşmak kolay geliyor, yazmak ise işkence.

XXX

Önümde bir kitap duruyor: Kürt Sorunu-Aydınlarımız Ne Düşünüyor? adlı kitabı Metin Sever derlemiş.

Türkiye'nin önde gelen bir çok aydınının, Kürt sorunu hakkında ne düşündüğünü belgeliyor.

Asaf Savaş Akat, Taha Akyol, Çetin Altan, Melih Cevdet Anday, Mehmet Ali Aybar, Fikret Başkaya, Murat Belge, Mihri Belli, Halil Berktay, Ali Bulaç, Demirtaş Ceyhun, Şemsi Denizer, Abdurrahman Dilipak, Füsun Erbulak, Nazlı Ilıcak, Atilla İlhan, Mustafa Kaplan, Ercan Karakaş, Mehmet Ali Kılıçbay, Yalçın Küçük, Ertuğrul Kürkçü, Aziz Nesin, Doğu Perinçek, Sungur Savran, Ali Sirmen, Server Tanilli, Mete Tuncay, Erbil Tuşalp, Tomris Uyar ve Can Yücel'in görüşleri bu kitapta derlenmiş.

Metin Sever'in bu çabası, yazılı kültüre geçişte önemli bir kilometre taşı oluşturuyor.

Değişik siyasi görüşlerden bir çok insanın birbiriyle çelişen bakış açıları bir arada sergilenmekte.

Dolayısıyla kitap, Kürtler konusunda demokratik bir tartışma platformu oluşturuyor.

XXX

Geçenlerde şaka yollu, "Türkiye'nin en önemli iki sorunu KİT'lerle, Kürt'ler." diye yazmıştım.

Kürt sorunu kaçınılmaz bir şekilde, Türkiye'nin gündeminde ilk sıralarda.

Hem ulusal, hem de uluslararası boyutta tartışılan bu sorun, önemini ve gündemdeki ağırlığını gittikçe artırıyor.

İlerde neler yaşanır, iş nerelere varır bilinmez.

Ama 2000 yılında, bu konuya ilgi duyan bir kişi kitaplıktan bir kitap çekecek ve 1992 yılında Türk aydınlarının Kürt sorunu hakkında neler düşündüğünü okuyabilecek.