Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli

Yeni yıla, Halit ve Ahmet Aydın dostlarımızın davetine uyarak Antalya‘da Falez Otel’de girdik.
Birkaç günümüz, yoğun sohbet, okumak ve dinlenmekle geçti.
Aydın kardeşler uluslararası bir tekstil ağından, Falez Otel’e kadar birçok büyük işletmeyi yönetmelerinin yanı sıra, bilime, kültüre, insan ilişkisine önem veren, ağırbaşlı, alçakgönüllü ve Anadolu’nun geleneksel konukseverliğinini yansıtan insanlar.
Kişiliklerinin ve kültürlerinin derinliği, birçok zengini tuzağına düşüren gösteriş çılgınlığını engelleyen bir gelenek zırhi oluşturmuş.

***

Antalya‘ya gittiğimizde, gazeteci dostlar, Necmettin Erbakan‘ın da Falez‘de yer ayırttığını söylediler.
Herkes La Toya Jackson ve Erbakan‘ı birlikte görüntülemeye hazırlanıyordu. Son anda Erbakan‘ın geziyi iptal etmesi üzerine bu fırsat kaçtı.

***

Gerçi Necmettin Erbakan, her şeyi açıklayabilen üslubuyla La Toya rastlantısını da izah edebilir ve mesela şöyle gerekçeler öne sürebilirdi:
“La Toya kardeşimiz Amerikan zencisidir ve Müslüman olmak yolunda istidadı vardır. Ayrıca ezan sesini çok sevdiğini beyan etmiştir. Hem ismi de “La” diyerek, “La ilahe illallah’ın ilk hecesiyle başlamaktadır.”

***

La Toya Jackson‘un gösterisini iki dakikadan fazla izlemeye dayanamadım.
Çünkü karanlık diskoda parlayıp sönen lazer ışıklarına ve insanın kulak tozunda patlayıp, beyin hücrelerini tahrip eden davul sesine daha fazla tahammül etmeye imkan yoktu.
Balo salonunda Fatih ve Sinan Erkoç kardeşlerin yaptığı müzik, La Toya Jackson‘la karşılaştırılamayacak kadar daha güzel ve müzikaldi.
Ne var ki La Toya, insan fizyolojisine seslenen arkaik bir form bulmuştu.

***

Söylediklerim şaşırtıcı gelmesin.
La Toya Jackson ve diğer diskocular, insanlığın köklerine kadar uzanan ayin geleneğini ve Ortadoğu tarikatlarının zikir ayini formülünü kullanıyorlar.
Bu zikirleri televizyonda görmüşsünüzdür. İnsanlar raksediyor, sallanıyor ve “Allah” ismini tekrar ediyorlar.
Rakseden bir insanın hızlanan kalbi, dakikada ortalama 124 kez vurur.
Zikrin sırrı ise her kalp atışında bir kez “Allah” demektir. Böylece dakikada 124 kez Allah denir ve kalp atışıyla senkron hale gelen Allah kelamı, insanoğlunu dayanılmaz bir güçle kavrar ve kendinden geçirir. Transa giren insanlar çığlık atar, kendini şişler ve bayılır.

***

Bu eski insanlık kültürünü keşfeden disko uzmanları, müziklerini bu prensibe oturtmuşlardır.
Disko müziği dakikada 124 vuruş formülüne dayanır. Yüreğinizi titreten davul dakikada 124 kere vurur ve kalp atışınızla senkron hale geldiği için de sizi baştan çıkarır.
Loş salonlarda danseden gençler aynen tarikat ayininde olduğu gibi, kendilerinden geçer ve çılgınlaşırlar.

***

La Toya Jackson‘un disko müziği ve bin yıllık tarikat ayinleri aynı fizyolojik ilkenin yansımalarıdır.
Kafamızdaki çekmeceleri kırıp da evreni bir bütün olarak düşünebilsek, ne ilginç şeyler çıkacak ortaya kimbilir.