Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Şöyle yazmışız:
24 Aralık seçimleri Türkiye’nin ağırlaşan sorunlarını çözmeyecek gibi görünüyor…
Yapılması gereken şey başbakan değil, zihniyet değiştirmektir.
Bu da ne yazık ki kolay değil.
Çünkü Türk politikası, halkın katıldığı bir sorun çözme aracı değil, bazı grupların ün, para ve itibar kazanma mekanizması olarak gelenekleşmiş.
SAĞ VE SOL DENGESİ
Seçimlerde dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi de sağ ve sol dengesi.
Geleneksel olarak yüzde 65 ve yüzde 35 dengesine oturmuş olan sağ ve sol oylar, zaman zaman 55 ve 45 oranına vardı.
Ne var ki bu seçimlerde sol için fazla umutlu olmaya imkan yok.
Eğer Türkiye 24 Aralık seçimlerinde yüzde 75 sağ ve yüzde 25 sol dengesini ortaya çıkarırsa, hatta bu denge sol aleyhine daha da bozulursa, Türkiye solunun kendi kendisini ameliyat masasına yatırması ve kişisel hırslarla bir sol hareketi öldürmenin cezasını bazı kişilere ödetmesi gerekecek.
Kitlelerin hızla yoksullaştığı, Düzgün Tekin gibi yüzlerce kişinin gözaltında kaybolduğu, kayıp ailelerinin feryatlarının gökyüzüne yükseldiği, Güneydoğu’dan milyonlarca insanın aç biilaç yollara döküldüğü, işçi sınıfının ve memurların milli gelirden aldıkları payın giderek azaldığı bir Türkiye’de eğer sol geriliyorsa, bunun subjektif nedenlerden kaynaklandığı açıktır.
***
Bu seçimler soldaki partilerden birinin daha büyük olduğunu kanıtlayacak ve küçük parti liderinin ipi çekilecek.
Dolayısıyla sol liderlerin başının üzerinde de giyotinin soğuk bıçağı beklemekte.
***
Yalnız gene de belli olmaz.
Bu rasyonel çözümlemeler doğru çıkmayabilir.
Çünkü Türkiye’de politika her zaman aklın yolunu izlemiyor.
Bakarsınız seçimlerden yenilgiyle çıkan parti lideri daha da yücelir.
Daha az oy alan parti, çok oy alanın üstündeymiş gibi yorumlanabilir.
Bu değerlendirmeleri akıl ve ahlak değil, çıkarlar ve duygusal duruşlar belirler.
Milliyet 6 Aralık 1995
ÇÖZÜMSÜZLÜK SEÇİMİ
Birbirine benzeyen partiler, kaynayan toplumdaki yeni yapılanmaları, muhalif grupları ve değişik çevrelerin çıkarlarını Meclis’te bir konsensüse kavuşturamayacak gibi görünüyor.
Ne yazık ki 24 Aralık seçimleri Türkiye’ye istikrar getirmek yerine yeni çatışmaların kaynağı olacak.
Milliyet 29 Kasım 1995
YA SOL?
Solda ise açıkça görüldüğü gibi Bülent Ecevit güçleniyor.
Solun toplam oyları düşerken, DSP kendi içinde bir ivme kazanmakta.
CHP mi dediniz?
Ben bu konuda ne düşündüğümü (tek başına kalma pahasına da olsa) iki ay önceki yazılarımda ve televizyon konuşmalarımda anlatmıştım.
Ne yazık ki söylediklerim teker teker doğrulanıyor.
27 Mart’ta İstanbul’dan sağlanan 800 bin oy ve yüzde 21 oran, cepte keklik değil.
CHP konusunda ne yazık ki haklı çıkıyoruz.
Milliyet 25 Kasım 1995
SORMA HAKKI
CHP‘yi içine düştüğü durumdan kurtarmak için çırpındık. Dilimiz döndüğü kadar anlattık.
Bazıları, bu uyarıların hatırlatılmasına bile tahammül edemiyorlar..
Ama unutulmasın ki İSKİ skandalının hemen ardından, SHP bütün basın tarafından topa tutulurken, büyük ısrarlarla partiyi kurtarma görevi verildiği zaman; o olumsuz şartlara, SHP‘nin içinden sabote edilmemize ve CHP‘nin ağır saldırılarına rağmen İstanbul’da yüzde 21 oy aldık. Bu oyla 15 milletvekili çıkarabilirdik.
Hastaneye düşme pahasına elde edilen bu oyları mirasyedi gibi harcayan ve basın desteğine rağmen yarıya düşürenlere, “Neden?” sorusunu sormak hakkımız değil mi?
Partinin dört yıllık iktidar yıpranmışlığına sığınmayı haklı bulmuyorum. Çünkü 1994‘te bütün yıpranmışlığa ve Refah korkusuna rağmen başa güreşebilmiştik.
