Makam sahiplerine tapınma derecesinde bağlılık… Osmanlı’nın yerine Cumhuriyetin kurulması bile bu özelliği değiştirmeye yetmedi.” Büyükler” olarak nitelenen kişilerin çevresindeki yağcılık çemberine ve onlara selam duranlara bir bakın. Emeklilik yaşını çoktan aşmış, saçları ak pak olmuş adamlar bile el pençe divan! Hiyerarşi geleneği, Türk milletinin etine kemiğine işlemiş. Bakın biz türkü bunu nasıl anlatıyor.

Anadolu türkülerindeki dörtlüklerin ilk iki dizesi genellikle anlamsız görünür. Mesela, çardak, bardak ördek, gibi kelimeleri kullanarak, kafiye tutturmak için anlamsız dizeler döktürüldüğü sanılır. Bazı türkülerde durum gerçekten böyledir. Ama çoğu türküde anlamsız gibi görünen kafiyelerin arkasında derin bir anlam bulunduğunu düşünüyorum.

Sözler şöyle: Gidin söyleyin serçeye/Konmasının bizim bahçeye/Konarsa bizim bahçeye/şikayet ederim bekçiye. Burada sıfır kafiye olsun diye konmuş görünen sözler, çeşitli ölçüler ifade eder. Kuş serçedir, toprak ölçüsü bahçe, makam sahibi ise bekçi.

İkinci kıtada şöyle söylenir: Gidin söyleyin kargaya/Konmasının bizim tarla ya/Konarsa bizim tarlaya/Şikayet ederim muhtara. Kuş, toprak ve makam biraz daha büyümüştür. Serçe kargaya, bahçe tarlaya, bekçi de muhtara dönüşmüştür.

Üçüncü kıtada bu ölçüler biraz daha büyütülür: Gidin söyleyin leyleğe/Konmasın bizim evleğe/Konarsa bizim evleğe/Şikayet ederim valiye. Karga leyleğe dönüşür. Ölçüsü belirsiz olan tarla tanımı evlek olarak belirlenir. Makam sahibi ise vali olmuştur.

Basit gibi görünen bu türdeki gizli düzen, halkın hiyerarşi konusundaki dikkatini, özenini ve korkusunu sergiler. Yüzyıllar bu kimin kimden üstün olduğunu, kimin kime söz geçirdiğini ölçüp biçip hesap etmiştir. Ayakta kalabilmenin yolu olarak, hiyerarşi iliğinde kemiğinde hissetmiştir. Serçe bekçidir, karga muhtar ama leylek elbette validir, türkü biraz daha devam etse, doğanlara, şahinlere, kartallara ve buna uygun olarak beylere, paşalara yükselecektir.

Kısacası Anadolu, serçeyi kargadan, kargayı leylekten ayırt etmeyi bildiği gibi muhtarı validen, valiyi paşadan ayırmayı da bilir. Bu konularda şaşmaz ölçüler edinmiştir. Yani leyleği kime şikâyet edeceği bellidir.

Bu türkü, yüzyıllardır aklını kaliteye, üretime, niteliğe değil de hiyerarşiye takmış güç sahiplerine tapınmayı ilke edinmiş bir toplumun izdüşümüdür.