Rahmetli İsmet Paşa, kendisini “Başbakan olmak istemek”le suçlayan iktidar mensuplarına, “O benim mazimdir!” demişti. Oğlu Erdal Bey de öyle bir maziden geliyordu ki hiçbir makam ona bilim adamlığından ve daha doğru bir deyişle “adam”lıktan daha önemli gelemezdi. Bazı insanlar vardır: Adlarının önüne konan sıfatlarla varlıklarını kanıtlamaya uğraşırlar. Bu dünyada bir değerleri olduğunu ispat etmek için şatafatlı makam tanımlarından, koruma ordularından, zırhlı arabalardan, konvoylardan medet umarlar. Bazıları ise “Ete kemiğe büründüm-Yunus diye göründüm” bilgeliğine varmış kişilerdir. Böyleleri makamın insana değer kattığına inanmaz. Tam tersine insanlar makamları değerli kılar ya da kılmaz. Erdal Bey “parti genel başkanı”, “başbakan yardımcısı”, “dışişleri bakanı” gibi makamlarla gözü kamaşacak bir insan değildi. Bırakın bunları, İnönü soyadının ardına sığınmanın da bir manası olmadığını biliyordu. Neden biliyor musunuz? Çünkü o bir fizikçiydi. Evrenin büyüklüğünün yanında, dünyamızın ve insanoğlunun küçüklüğünün, faniliğinin farkındaydı. Gezegenlerin hareketiyle ilgilenen bir âlimin, parti delegelerinin davranışlarını önemsemesi mümkün değildir. Fizikle tasavvufun kesiştiği o varlık-hiçlik boyutunu kavrayan kişi, gündelik hayatı başka bir gözle seyretmeye başlar. Erdal Bey bu boyutun adamı olduğu için, siyaset ona yerine getirilmesi zorunlu olan, biraz da can sıkıcı bir görev gibi geliyordu. “Bu Cumhuriyet babanın malı mı?” sorusuna “Evet!” cevabını verebilecek ender insanlardan biri olmasına rağmen; bu böbürlenmeye, bu hanedan duygusuna hiç sığınmadan, yalın bir bilim adamı dürüstlüğünde yaşamayı seçmişti. Sevinç Hanım’la birlikte sanata, kültüre, dostluğa; yani bu dünyanın gerçek değerlerine açık bir yaşam sürdüler. Ölümünde bile, siyasi kavgaların üstünde bir ulusal değer olarak selamlanmasının sırrı buradadır işte. Makamlara önem vermeyen bir alimin, ulusun tümünden yükselen “Makamı cennet olsun!” duasını hak edişinin öyküsüdür bu. Sade, anlamlı, dokunaklı ama son derece onurlu bir öykü. Makamınız cennet olsun Erdal Bey.
