En son Le Monde kullandı bu sözcüğü ama yıllardır duya duya alıştık. Batı, AKP’yi yere göğe koyamıyor, övgü üstüne övgü yağdırıyor: Dünya böyle devlet adamları görmemiş; Böyle ilerici bir parti gelmemiş hiçbir yere. Niçin? “Türkiye’yi Avrupa’ya yaklaştırdığı için!” Ağzını açan Avrupalı yetkili ve gazeteci bunu söylüyor. Bu birinci noktayı aklımızda tutalım.
Batı’nın ikinci tavrı ise şaşmaz biçimde şu: “Mustafa Kemal’in mirası yok edilmeli, resimleri indirilmeli. Çünkü bu faşist bir miras!” Bu sözleri Batılı yöneticilerin ağzından kaç kere duyduk. Türkiye’ye gelen yabancı gazeteciler, Atatürk derken neredeyse müstehzi bir ifade takınıyor ve görev sınırlarını aşmak pahasına bu sözlerle küstahlıkta bulunuyorlar. Onlara göre, bu ülkede Mustafa Kemal’i sevenler geri kafalı, Batı düşmanı faşistler.AKP ise ilerici ve Batılı.
Batı’nın bu tavrında bir içtenlik görebiliyor musunuz siz? Ben göremiyorum. Eğer “Türkiye’yi Avrupa’ya yaklaştırmak” bir övgü nedeni ise bu övgüyü muazzam reformların yaratıcısı Atatürk mü hak eder, yoksa devrimleri geri çevirmeye uğraşan AKP mi? Kim Türkiye’yi daha fazla Avrupalılaştırmıştır? Ve temel soru şu: Batı’nın; Cumhuriyet’i Batı değerleri üstüne kuran, kadınları çarşaftan çıkaran, onlara oy hakkı sağlayan, Batı hukukunu benimseyen, eğitim sistemini Avrupalı hocalara kurdurtan, laiklik ilkesini uygulayan Mustafa Kemal’den bu kadar nefret etmesinin sebebi nedir? Kimse bana “nefret” kelimesinin ağır olduğunu söylemesin; ben yıllarca Avrupa Konseyi’nde milletvekilliği, UNESCO’da büyükelçilik yaptım. Görüştüğüm, bu konuyu tartıştığım Avrupalı diplomatın, politikacının, gazetecinin sayısını bile unutmuş durumdayım. Hepsi papağan gibi aynı şeyi söylüyor: “Atatürk kötü; AKP iyi. Çünkü Batılı!” Bu derin çelişkinin rastlantıyla oluştuğunu sanmayalım hiç. Bunu söyleyenler kurt gibi adamlar ve bu konuda çok bilinçli bir politika sürdürüyorlar. Onlara inanacak olsak; Atatürk’ü ve Cumhuriyet dönemi kadınlarını, Türkiye’yi Avrupa’dan uzaklaştıran bir kadro olarak görmemiz; Erdoğan, Gül ve eşlerini, kızlarını ise Avrupalı saymamız gerekir. Resmen bunu söylüyorlar.
Kimse kusura bakmasın; Batı’nın bu iki yüzlü politikasının adı en hafif deyimiyle “namussuzluk”tur. Eğer bu tutumu, CHP’nin bütün uyarılarımıza rağmen “gaflet ve dalalet” içinde aşırı milliyetçi politikalar izlemesine bağlıyorlarsa, bunun hiçbir mantığı yok. Çünkü bugünün CHP’sinin Mustafa Kemal’le ilişkisini kurabilmek için sihirbaz olmak lazım. Bugünün CHP’si Kemalist değil, Baykalist bir partidir. Batı da bunu bilir bilmesine ama Baykalist CHP’nin “radikal sağ”a kaymış, savaş çığırtkanlığı yapan umutsuz durumu işine geldiği için sesini çıkarmaz.
