Dünkü yazının başında tuhaf bir karışıklık olmuş; telefonla yazdırma sonucu işler karışmış ve nedense New York’ta olduğum anlaşılmış.Teknolojinin tuhaf oyunları.İşin doğrusu, yurt dışındaydım ama New York’ta değil, Yunanistan’ın Sakız Adası’nda. Mikis Theodorakis’in doğum yeri olan bu adada, onun adına verilen ödüllerin törenine katılmak için bir günlüğüne gitmiştim.Törenden sonra ünlü şarkıcı Glikeria, Theodorakis eserlerinden oluşan çok güzel bir konser verdi, bir ara bana da bir sürpriz yaparak enfes bir Leylim Ley okudu.Daha doğrusu Leylim Ley üzerine bir ses gösterisi yaptı. Keşke imkân olsaydı da bu akıl almaz yorumu Türkiye’de herkese dinletebilseydik.Konserden sonra Yunanistan’da adet olduğu üzere gece yarısı başlayan bir yemeğe gidildi. Mikis’le uzun uzun sohbet ettik, dertleştik; dünyanın halini, bizim ahvalimizi konuştuk.81 yıllık ömrün darbelerini taşıyan iri gövdesindeki yorgunluğu yenmeye çalışan büyük besteciyle çeyrek yüzyıllık anılarımızı tazeledik.”Türkiye Yunanistan Dostluk Derneği” kurulalı 20 yıl olmuş. Dile kolay!
Diğer adalar gibi Sakız’a bu kadar uzak oluşumuz size de tuhaf gelmiyor mu?Bizim şehirlerimiz, bizim adalarımız bunlar; anılarımızı canlı tutmamızı gerektirecek kadar yakın dönemde hem de.Feribotla Sakız’a giderken aklıma ilginç bir hikâye geldi.Sultan Abdülhamid’in özel doktorunun anılarında yer alan ve bizzat kendi ağzından duyulmuş bir hikâye bu.Abdülhamid genç bir şehzade iken, Şehzade Murat’la birlikte amcası Sultan Abdülaziz’in Avrupa seferine katılmış.Londra’da Buckingham Sarayı’nda Osmanlı Sultanı şerefine büyük bir balo verilmiş.Abdülhamid ve Murat bu baloda çok güzel bir kızla tanıştırılmış.Bu sırada Abdülhamid Murat’a Türkçe olarak kızın güzelliğini övmüş ve “Birader, bu kızla bir gece geçirmek istemez misin?” demiş.Murat da “Allah derim” diye cevap vermiş.Gülüşmüşler.Bunun üzerine kız Türkçe, “Efendim ben Türkçe biliyorum, Sakızlıyım” demesin mi!İki şehzade kıpkırmızı olmuş.Şimdi bu hikâye, her şeyi siyaset olarak görme eğilimindeki bazı kişileri kızdırabilir ama bence çok hoş, çok insani bir ayrıntı.Ayrıca birinci ağızdan anlatılıyor.İşte Sakız bize bu kadar yakın, bu kadar uzak!Bugün “mastika, mastika” diye göbek atan kalabalıklar keşke Sakız’ın tarihini biraz merak edebilselerdi.
