Mektup yazmanın giderek tarihe karıştığı 21. yüzyıl dünyasında elektronik posta sayısı her geçen gün artmakta. Dünyada her gün kaç yüz milyon ya da kaç milyar elektronik posta “teati edildiği”ni bilmiyorum ama herhalde bu sayı mektupla ölçülemeyecek kadar yüksektir. Ne var ki mektup, sadece bir haberleşme aracı değil, bir edebiyat türü de aynı zamanda. Edebiyatçıların, devlet adamlarının, filozofların yazdığı mektuplar kitap olarak basılır ve okuyanı derinden etkileyen edebiyat eserleri ortaya çıkardı. (Bu kitapların en ünlülerinden birisi Franz Kafka’nın “Milena’ya Mektuplar” eseri.) Oysa elektronik postayı edebi bir metin olarak kavramaya imkân yok. Olsa olsa hızlı haberleşme ve meram anlatma gayreti. Yine de bu buluştan rahatsız olmadığımı, tam tersine çok işime yaradığını belirtmek zorundayım. Bu köşeyi okuyanlar hemen görüşlerini bildiriyorlar ve ben yazıyı yazdıktan yedi-sekiz saat sonra, tepkileri alıyorum. Bu tepkiler beni yönlendiriyor. Ama bir yandan da gazete yazısı ölçeğinin ne kadar yanlış anlamalara müsait olduğunu keşfediyorum. Mesela pelikan üstüne yazdığım yazıya öyle geniş bir yelpazeden tepkiler geliyor ki. Bir okurum konuyla ilgili Fransızca bir hikâye gönderiyor, başka bir okur “uzun gagalı, pembe” tasvirim üzerine “Bu kuş flamingo olmasın!” diye soruyor. Hayır, pelikan! Ama benim pelikanı tasvir edişim yanlış. Bir mesaj konuyu bambaşka bir yönden ele alıyor: Pelikan sembolünü taşıyan Katolik kilisesi olduğuna göre bu yazı Hıristiyanlığı yüceltiyor ve İslam’ı karalıyor olmasın sakın. Saygıdeğer okuruma hemen açıklayayım ki böyle bir niyetim yok. Sadece bu ilginç bilgiyi nerede öğrendiğimi açıkladım; o kadar!
Sevgili okurlar; bu köşeyi fikirlerinizle, bilgilerinizle zenginleştireceğiniz bir platform gibi algılayın lütfen. Ben elbette ki her şeyi bilemem; yazılarımda yanlış da yapabilirim. Bir konu dalgınlığıma gelmiş olabilir. Doğru olmayan saptamalarda bulunabilirim. Ama sizler beni uyardığınız anda bunları düzeltirim. Her şeyi bilmem ama her gün bir şey öğrenirim. İflah olmaz bir öğreniciyim.
Övgü mesajlarına ise teşekkür etmekle yetiniyorum. Çünkü o kadar içten ve güzeller ki; onları okurlarımla aramda akan temiz bir yeraltı nehri gibi algılamak eğilimindeyim.
