Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Sevgili Mikis,
On yılı aşkın bir süredir, inançla, cesaretle ve mutlulukla yürütmeye çalıştığımız Türkiye – Yunanistan dostluk hareketi, şu günlerde en güç dönemeçten geçiyor.
İki ülkede de halkın ve basının hareketimizi coşkuyla karşıladığı, Türkiye ve Yunanistan gökyüzünde dostluk şarkılarının çınladığı günler geride kaldı.
Tehdit dolu milliyetçi sesler yükselmekte.
İki halk, psikolojik olarak savaşa hazırlanıyor.
Ve dolayısıyla Türkiye – Yunanistan dostluk hareketine en çok ihtiyaç duyulan günlere geldik.
Belki de bütün çaba, böyle zor günlerde görev yapmak ve insanlarımızı yıkıcı savaş tehlikesine karşı uyarmak içindi.
Şimdi yaşayan ve yaşamayan bunca arkadaşımızın çabası, bugün anlamına kavuşuyor.
Değerli dostum,
Türkiye ile Yunanistan arasında çıkacak bir savaş olasılığı beni hiçbir zaman korkutmamıştı.
Böyle bir şey olabileceğine inanmıyordum.
Ancak birkaç ay önce “ilk kez korkuyorum” diye bir yazı yayınladım ve iki ülkede yükselen milliyetçilik dalgasının, bizi bir savaşa doğru sürüklemekte olduğunu yazdım.
Bu yazımın Almanya’daki bir basın konferansı sırasında sana gazeteciler tarafından çevrildiğini ve senin de bu düşüncelere katıldığını ve korkmakta olduğunu öğrendim.
Ne yazık ki haklı çıkmaya başladık.
İki ülke arasındaki güven bunalımı ve psikolojik sorunlar, bir anlık öfke kıvılcımı yüzünden, neredeyse halklarımızı derinden yaralayacak bir savaşa yol açıyordu.
Bir Türk atasözü der ki: iki testi birbirine vurulursa, biri kırılır ama öteki de çatlar.
Ülkelerimizi bu felaketten korumak için Ege’nin iki yanındaki gerçek yurtseverlerin, aydınların ve barış yanlılarının seslerini yükseltmeleri gerekiyor.
Çocukluğundan beri “savaş kültürü” içinde yetişmiş ve okullarda bunu öğrenmiş olan insanlar, “barış kültürü”nün anlamını ve erdemini bilmiyorlar.
Barış kültürü, Türkiye ile Yunanistan arasındaki benzer noktaları ortaya çıkararak, iki halkı birbirine yakınlaştırmak olarak beliriyor.
Savaş kültürü ise bizi ters düşüren politik ayrıntılar üzerinde yoğunlaşarak, sürekli savaş tehdidi yaratmakta.
Sevgili Mikis,
Senin Türkiye’yi, halkı ve kültürüyle ne kadar derinden sevdiğini, benim ise Yunanistan’a ne kadar içten sevgi ve saygı duyduğumu, iki ülkede de herkes biliyor.
Bu tutum, kendi ülkelerimize duyduğumuz derin bağlılıktan kaynaklanmakta.
Türkiye’de seni destekleyen ve aynı şekilde düşünen, büyük bir barışsever kitlenin bulunduğunu bildirmekten mutluluk duyuyorum.
Sevgili dostum,
İki ülkedeki ve Batı Avrupa’daki dostlarımızı toplayarak düzenleyeceğimiz bir Türkiye Yunanistan Konferansı’nın çok önemli olacağına inanıyorum.
En azından “dostluk, barış, demokrasi” gibi sözcüklerin anlamını korumak için buna mecburuz.
Bugün, Chaplin’in dediği gibi “Kışkırtıcılık yapmak” gerekiyor: “Barış kışkırtıcılığı.”
Senin anıtsal kişiliğinde, Yunanistan’daki barış yanlısı insanları sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Zülfü Livaneli
Londra 4.2.1996
