Yıllarca kafamda bir filmi sahne sahne kurdum. Sultan Süleyman’ın akıllara durgunluk verecek öyküsünü anlatmak istedim. Bugüne kadar yeterli olanak artık bulunmadığı için yapamadığımız film, tamamen gerçek olaylara dayanacak ve Zigetvar‘ da çekilecekti. Şimdi Zigetvar‘ da Muhteşem Süleyman anıtının bir başka Süleyman tarafından açılıyor olması, bu öykü olanca dramatikliğiyle yeniden yaşamama neden oldu.
Osmanlı sultanları “Cihangir Padişahlar“, yani ordunun başında savaşa gidenler ve hiç savaşa gitmeden İstanbul’da oturanlar olarak ikiye ayrılır. Kanuni Sultan Süleyman Cihangir bir padişahtı. Zigetvar kuşatmasında da ilerlemiş yaşına ve yıpranmış bedenine rağmen ordunun başındaydı. Sultanın yalnız bedeni değil, ruhu da yıpranmıştı. Yaşamı, ölüm fermanını imzaladığı arkadaşı ve damadı İbrahim Paşa’nın ve sevgili oğlu Şehzade Mustafa’nın attığı ölüm çığlıklarıyla gölgelenmişti. Bu cinayetlerin ardından, ağabeyi Mustafa’nın feci ölümünden etkilenen oğlu Cihangir‘i yitirmiş (Cihangir semtine adını veren şehzade), son olarak da uğuruna yaşadığı biricik Hürrem’in ölümünü görme bahtsızlığına uğramıştı. Savaş meydanında günler geçiyor ve Zigetvar kalesi bir türlü düşmüyordu. Askerin inancı sarsılmaya başlamış, maneviyatı bozulmuş ve bu arada Sultan‘ın ölüm döşeğinde olduğu sözleri yayılmaya başlamıştı. Sultan Süleyman gerçekten de ölüm döşeğindeydi ve bir gün otağında hekimlerin bütün gayretine rağmen kurtarılamayarak öldü. Bu ölümün duyulması seferin sonu ve imparatorluğun büyük bir kargaşaya düşmesi demekti. Çünkü Şehzade Selim, Zigetvar‘da değildi. Yeni padişahı ilan etme olanağı yoktu. Vezirler bu ölümü yasakladılar ve söylentileri yatıştırmak için ertesi sabah bütün orduya bir geçit resmi düzenlediler. Hünkar da orduyu atının üzerinde izleyecekti. Ertesi sabah Sultan Süleyman’ın cansız bedenini atının üzerine oturttular. Arkasına tahta destekler koyarak dik durmasını sağladılar ve üstüne kaftanını giydirerek bir tepenin başına çıkardılar. Osmanlı ordusu Sultann ‘ın önünden geçiyor ve “Padişahım çok yaşa!” diye bağırıyordu. Askerin morali düzelmiş ve tam cenk havasına girmişti. Vezirler Kanuni’nin kalbini çıkarttırarak bir altın kutu içine koydular ve gömdüler. Bu arada durumu bilen beş-altı devlet büyüğü, cenaze namazını kılmayı ihmal etmedi. Bu sır öylesine iyi saklandı ki ordu İstanbul’a dönene kadar Sultan ‘ ın öldüğü duyulmadı. Herkes onun saltanat arabasında seyahat ettiğini sanıyordu.
Bugün Zigetvar‘da açılacak olan anıt bu büyük tarihi dramın son halkası. Ve büyük Padişah‘ın kalbi yüzlerce yıldır Zigetvar‘da torunlarını beklediği yerde bir anıta kavuşuyor.
