Kitabın suç sayıldığı bir ülke olan Türkiye’nin yayıncıları diyor ki: “Haziran sayın yazar, gazeteci, çevirmen olarak hapiste bulunan aydınların sayısı 104’e ulaştı. Tek bir ay içinde 54 süreli yayın ya da kitap yasaklandı.” İktidardaki bazı sol politikacılar bu yüz kızartıcı sayılara kulaklarını tıkıyor ve diyorlar ki: “Türkiye’nin ulusal onuru tehlikede. Batı ülkelerine vize koyarak onurumuzu kurtaralım.”

Yayıncılar devam ediyor: “yeni açılan basın davalarında toplam 112 yıl ağır hapis 22 milyar lira para cezası istendi. İnsanlara düşüncelerinden dolayı toplam 23 yıl hapis cezası verildi.” Sol iktidarın şahinleri cevap veriyor: “Ülkemize gelen hâkim ve savcılarla görüşmesini yasaklayalım. Bunlar onurumuzu kırıyor.

Yayıncılar; “kitap, dergi, gazete ve düşünceyi bir terör unsuru, bir çeşit suç aleti olarak gören anlayıştan bir an önce vazgeçilmelidir” diye çırpınıyor. Bizim” solcu” lar, zaten verilmeyeceği belirtilmiş olan yüzde onluk yardımı reddederek Türk bayrağını yücelttiklerini sanıyorlar. Havalarına bakarsanız sanki her biri, birer Anafartalar kahramanı. Geri kalan yurttaşlar ve barış mayası çalan sanatçılar ise vatan haini.

Biz de diyoruz ki bir ülkenin onurunu, göçü engellemek için uygulanan vizeler değil, o ülkenin yazar, yayıncı ve sanatçılarına yaptığı zulüm yaralar. Dünyada düşünceye, yazara, kitaba baskı yapan kaç saygın rejimi tanıyorsunuz?

Yeni Dışişleri Bakanı Mümtaz Sosyal, Milli Güvenlik Kurulu’na görüş belirtiyor ve düşünce suçlularının yurt dışında kötü bir imajla tanınmamıza neden olduğunu söyleyerek, yeni düzenlemeler yapılmasını rica ediyor. Bunun üzerine Milli Güvenlik Kurulu Adalet Bakanı’na, bu konu da bir çalışma başlatması için tavsiyede bulunuyor. Çalışma sonucu, kuruda ayrıca görüşülecek. Ne günlere geldiğimizi düşünebiliyor musunuz? Türkiye’de düşüncenin sınırlarını Milli Güvenlik Kurulu çizecek. Bu öneriyi Milli Güvenlik Kuruluna götüren kişi bir Anayasa profesörü. Bir de bütün bunlara “ sol politika” adını veriyorlar.

Türkiye çok garip bir dönemden geçiyor. Şovenizmin adını solculuk koydular. Saddam yandaşlığının adı, anti emperyalizm. Türkiye’yi “muasır medeniyet” olan Batıdan koparmaya yönelik oyunların adı Kemalizm. Bu durumda halka eski bir türküyü mırıldanmaktan başka iş kalmıyor: “Menekşe koymuşlar gülün adını Almadım dünyadan ben muradımı”