Paris’teki UNESCO binasının yedinci katında bir akşam yemeği. İyiniyet Elçileri onuruna verilen bir ziyafet. Bizim Antakya yemeklerine benzeyen Orta Doğu lezzetleri ve yanında en iyi Fransız şarapları sunulmakta. Müslüman ülkelerden gelen ünlü hanımlar da var burada. Kadeh kaldırıyor, çevrelerindeki kişilerle keyifli sohbetler sürdürüyorlar. Hemen hepsi güzelliği, zarafeti, kültürü ve yabancı dil hakimiyeti ile Batılıları hayran bırakan bir etkiye sahip. Birçok ünlü Batılı, bu kadınları hayranlık dolu bakışlarla seyrediyor. En kısa sürede ülkelerini ziyaret etmek istediklerini söylüyorlar. Çünkü bu kadınlar ezber bozuyor. Duruşları ve gülümsemeleri bile, Müslüman ülkelerle ilgili klişeleri yerle bir etmeye yetiyor. Düşünün ki bunlar laik Atatürk Türkiyesi’nin devrimleri sürecinde yetişmiş kadınlar değil. İslami geleneklere göre büyümüşler ve çoğu Arap ülkesinden geliyor. Bu görüntüleri Atatürk Türkiyesi’nin 2007 yılındaki haliyle karşılaştırıp da üzülmemek mümkün mü?
