“Aziz Türk milleti, Tarih boyunca hür yaşamış ve insanlık alemine adını altın harflerle yazdırmış olan kahraman milletimiz, son yıllarda hain tuzakların içine çekilerek bölünmek ve parçalanmak istenmiştir. İç ve dış düşmanların tahrikleriyle memlekette bir kardeş kavgası başlamış ve insanlar Alevi-Sünni, Türk- Kürt, laik-müslüman gibi suni farklar yaratılarak birbirlerine düşürülmüşlerdir. Güneydoğu Anadolu bölgemizde baş gösteren bölücü çete olayları, yöneticilerin basiretsizliği ve gafilliğinden de yararlanarak yurt sathına yayılma temayülü göstermiş ve cennet vatanımızın her köşesinde kan dökülmeye başlanmıştır. Düşmanlarla çevrili bir bölgede yaşamamıza rağmen, partiler her zaman olduğu gibi bu büyük tehlikeleri zamanında görmeyerek ya da görmek istemeyerek, siyasi ihtiraslarını tatmin amacıyla kendi aralarındaki sonu gelmez kavgaya devam etmiştir. Bu arada Türk milleti sahipsiz kaldığını hissetmiş ve kime güveneceğini bilemez hale gelmiştir. Devletin valisinin iki milyar lirayı özel hesabına geçirmekle suçlandığı, genel müdürlerin ayrıldıkları eşlerine dokuz milyar lira nafaka verdikleri bir rüşvet ve irtikap ortamında, vatandaşın hiç kimseye güveni kalmamış ve geleceğini karartan bulutları elemle seyretmeye koyulmuştur. Aziz Türk milleti bu duruma düşürülmeyi hak etmemiştir. Tarihten önce de varolan bu aziz kahraman, her dönemde görüldüğü gibi bu krizden de başı dik çıkmayı bilecektir. Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti’ni, yüce Atatürk’ün çizdiği yoldan ayırmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. İşte bu durumda Atatürk inkilaplarının yılmaz bekçisi olan…”
Daha fazla uzatmayayım. Böyle bir konuşmanın nasıl devam edeceğini ve neler içereceğini biliyorsunuz. Bu örneği vererek, biraz da sivri bir yazıyla anlatmak istediğim gerçek şu: Eğer Türkiye’nin düşünen insanları, sağduyulu kişiler bir araya gelip bir çözüm bulmazsak sonu belli olmayan (belki de belli olan) bir maceraya doğru pupa yelken gidiyoruz. Sivas olayını küçümsemeyin! Mehmet Sincar cinayetini küçümsemeyin! Cenaze törenini Ankara’da yaptırmayıp da Doğu’ya göndermek “Gidin töreninizi kendi bölgenizde yapın!” anlamı içermiyor mu? Türkiye’nin dikişleri atıyor. Bizi bir arada tutan ne varsa teker teker yıkılmakta.
Yukardaki konuşmanın gerçekleşmesini istemiyorsanız bir şeyler yapın! Yok eğer olan biteni görmüyor ve durumu önemsemiyorsanız yapacak bir şey yok. O zaman bana inanmayın ve “Biz büyük devletiz. Bize kimsenin gücü yetmez. Gül gibi yaşayıp gidiyoruz işte. Umutsuz olmayın.” gibi pembe yazıları okuyun.
