Öncelikle Sevgili Murat Karayalçın’ı kutluyorum. Çok düzeyli bir kampanya yürüttü ve rakiplerini suçlamayan, birleştirici konuşan tek aday olarak dikkati çekti. Karayalçın, solun eski hastalığı olan tuzaklara düşmedi. Gergin bir yüze yansımış suçlamalarla bağırıp çağırmadı. Neredeyse, kendisini bile savunmadı. SHP’nin başına böyle bir politikacının geçmiş olması hem Parti, hem de ülke için şanstır.
Murat Karayalçın’ın önünde tuzaklar var. Bu tuzaklardan en büyüğü Kurultay boyunca gördüğümüz, herkese hak verme ve özeleştiriden kaçma hastalığı. Nasrettin Hoca fıkrasından Orhan Gencebay şarkısına kadar uzanan “Sen de haklısın” mantığı SHP’ye durmadan fren yaptırıyor. Kurultay’da en büyük alkışı “Sivas’ın hesabı sorulacak” sloganı aldı. -Sivas’ın hesabını kimden soracaksın? – Hükümet’ten! – Peki SHP, Hükümet’te değil mi? – Otelde canları tehlikeye düşenler, yedi saat önceden SHP Liderini arayıp, “bizi öldürüyorlar, kurtarın” dememiş mi? -Demiş! -Bu durumda iki olasılık var: Ya Başbakan Yardımcısı görevini ihmal etmiş ve ölüm çığlıklarını umursamamıştır. Ya da oteldekilerin canını kurtarmak için çırpındığı halde güvenlik mekanizmasını harekete geçirememiştir. -Eğer birinci durum söz konusuysa SHP Lideri haklı değildir. İkinci duruma düşüldüyse bu kadar aciz bir iktidar ortaklığını sürdürmeye gerek yok. Kürsüye çıkan SHP adayları kükredi: Yargısız infazları önleyeceğiz. Geceleri de demokrasi getireceğiz. Demokrasiyi yalnız Ankara, İstanbul, İzmir’e değil, Digor’a, Şırnak’a götüreceğiz. 1982 Anayasası’nı mutlaka değiştireceğiz. Altında bir tek cümle eksik. Bütün bunları yapmak için iktidara geleceğiz. Peki şu anda iktidarda değil misiniz? Eğer “iktidardayız ama bu bizim onayladığımız bir iktidar değil” diyorsanız bugüne kadar süregelen parti yönetim çizgisine karşısınız demektir. Tam bu noktada eleştiri beklerken, bir bakıyoruz, kürsüye çıkan her konuşmacı geçmiş dönemi yere göğe koyamıyor, belki de dünyanın en başarılı sosyal demokrat yönetimi ilan ediyor. Burada bir tuhaflık var. Bir ülkede hem iktidar, hem de devletten canı yananlar aynı anda haklı olamaz. Eğer Murat Karayalçın’ın başbakan yardımcılığı döneminde de işler eskisi gibi yürür ve zulüm alıp başını giderse, SHP muhalefetteki devrimci parti tavrına bürünerek yaptığı kurultaylarla kendini kurtaramaz.
Cumartesi günü gözyaşları arasında sergilenen tabloya göre, bu ülkede ezilenler haklı, kurşunlanan, otelde yakılan, işkence görenler haklı, hükümet haklı, koşulsuz destek verilen DYP haklı, Mehmet Sincar’ın cenazesini kaldırmak isteyen partililer haklı, cenazeyi kaçıran devlet haklı… Bu kadar çok haklının olduğu yerde haktan hukuktan söz edilemez.
