Uluslararası bir araştırmada Türk gençlerinin, dünyanın en mutsuz gençleri olduğu saptanmış. Bu sonuca hiç şaşırmadım ve aklıma geçen yıl yazdığım bir yazı geldi. O düşüncelerim değişmediği için sizlerle tekrar paylaşmak istedim.

Bestelemiş olduğum bir Paul Eluard şiiri şöyle başlar:Okulda defterime sırama ağaçlara yazarım adını Ey özgürlük Özgürlük mutluluktur, Orhan Veli’deki alıp başını gitme duygusudur. Merak ediyorum, bugünün çocukları okulda defterlerine hangi kavramı yazar acaba? Özgürlük olmadığı kesin.Çünkü artık özgürlük, şu marka meşrubatı içmek, şu marka telefon kartını satın almak biçiminde anlatılıyor onlara. Ne yazarlar? Mutluluk mu? Hiç sanmıyorum.Çünkü bizde toplumun ve okulların amacı mutlu insanlar yetiştirmek değil.Çocuklarımız daha ilkokula başladıkları yıl kırılıyorlar, eğilip bükülmeye çalışılıyorlar. Sınıflar büyüdükçe altında ezildikleri ders yükü de artıyor.Hamal gibi, ağır çantalar taşımaya başlıyorlar.Sabahın köründen akşama kadar bir sürü yararsız bilgiyle ve ezberle dolduruluyor kafaları. Kişiliklerinin gelişmesine yönelik hiçbir yardım yapılmadığı gibi tam tersine, var olan kişilik kırıntıları da yok edilmeye çalışılıyor.Bu yüzden Türk çocukları mutsuz, yorgun ve çoğu zaman da öfkeli.Evlerde kendilerine prens ve prenses muamelesi yapan aileleriyle, onları kıran ve hırpalayan okul arasına sıkışıyorlar.Bizde çocuklara yönelik bir eğitim politikası olmadığı, çocuk şarkılarının bulunmayışından bellidir. Batıya özenip yapılmış ve yaygınlaşmamış birkaç şarkı dışında çocuk şarkılarımız yoktur bizim.Çünkü mutlu çocuklarımız yoktur.Toplumun amacı çocukları mutlu etmek değildir.Mikrofonu uzatıp da türkü söyle dedikleri çocuklar “Öldüm, bittim, eridim” diye avaz avaz haykırmaya başlarlar. “Toprak alsın muradımı” derler.“Çıkayım dağlar başına, kurt yesin beni” türküsünü söylerler.Bu arada “Niye kurt yesin beni, ne suçum var!” diye de düşünmezler.Kısacası dertlerimizin kaynağı belki de çocukluğumuzda. Bu ülkede bir gün kristal gibi seslerle mutlu çocuk şarkıları söyleyen güler yüzlü çocuklar görürseniz, bilin ki Türkiye aydınlanmaya başlamış demektir.” (31. 07. 2005)