Son zamanlarda AKP hükümetinin halkla iletişim konusunda başarısız olduğunu yazanlar ve söyleyenler çoğaldı.Bu uzmanlara göre AKP kendini iyi anlatamıyormuş.Ben tam tersini düşünüyorum.Dünyanın hiçbir ülkesinde ve hiçbir dönemde kendisini bu kadar iyi pazarlayan ve kusurlarını gizleyen bir siyasi hareket bulunamaz.Partinin müthiş iletişim başarısı 3 Kasım seçimlerinden önce başladı.Ortaya önemli bir program ve ikna edici bir kadro koyamadılar ama seçmeni “Türkiye’yi kurtaracak bir reform hareketi” olduklarına inandırdılar.Bu arada bu kadrolarla ilgili “yolsuzluk” davalarını da gündemden düşürmeyi başardılar.Seçimden önce “dokunulmazlıkları kaldıracaklarına” söz verdiler.Seçimden sonra bu sözü unuttular ama yine kıyamet kopmadı.Reformla değil “duble yol” gibi, alttaki kadrolara para kazandıracak tasarılarla uğraştılar.Şeffaf ihale yasasından rahatsız olduklarını açık seçik ortaya koydular.Ama seçmenimiz bunu da sineye çekti.Halk, Ankara’daki iki başlı, bir dediği bir dediğine uymayan, Türkiye’yi maceralara sürükleme tehlikesini akla getiren bir kadroyla, iyi kötü idare etmeye başladı.Bundan büyük “iletişim başarısı” olabilir mi?Eğer herhangi bir yönetim daha birinci ayında bu hataları yapsaydı tefe konurdu.Ama AKP etrafında garip bir koruyuculuk zırhı var.En önemlisi dış politika.İçte böyleyiz de dış politikamız daha mı iyi sanki? Seçimden önce AKP’nin Türkiye’nin dış politikasını yönetecek kadrolara sahip olmadığı söylenmişti.Seçmenimizin bir bölümü buna da kulak asmadı.Yeni hükümet daha ilk haftalarda bu yetersizliğin işaretlerini vermeye başladı. Birçok skandala imza attilar.Şu anda da net olmayan, ne dedikleri anlaşılmaz bir görünüm çiziyorlar.Belli ki bulundukları ortama göre değişen ve birbiriyle çelişen sözler veriyorlar.işte Türkiye için en büyük tehlike bu.R. T. Erdoğan Bush’la görüşürken Türkiye’nin tek egemeni olduğunu ve Amerika’nın her dediğini yerine getireceğini belirten bir turum takınıyor.Dönüş yolunda uçakta yaptığı konuşmada Irak savaşı konusunda Amerika ile tek sorunun “üç – beş milyar gibi komik bir parayla işi geçiştirmek istemeleri” olduğunu söylüyor.Sonra kamuoyu tepkisi yükselince bu sözlerden vazgeçiyor.Kendisini dış gezilere veriyor, Abdullah Gül’ü öne sürüyor ve sanki savaşı istemiyorlarmış süsü vermeye başlıyorlar.Bu sırada danışman Cüneyt Zapsu, Chicago Tribüne gazetesine “Şimdilik kamuoyu Irak savaşına karşı ama bu görüş değiştirilebilir” diyerek politikalarının aslını ortaya koyuyor.ABD Dışişleri Bakanlığı özel Koordinatörü Thomas Weston ise “AKP’nin Kıbrıs’ta çözüm konusunda kendilerine söz verdiği”ni söylüyor.Yani nabza göre şerbet ve her platformda başka konuşmak.Göreceksiniz; bu tutum yakında Türkiye’nin başına büyük dertler açacak!