Kendi kendime dedim ki “Başlıktaki adam kelimesini çıkar. Şoförün yanında oturan kişi kadın da olabilir. Cinsiyet ayrımcılığı yapma.”Başlığı “Şoförün yanında oturmak” diye değiştirdim.Sonra vazgeçtim bundan.Çünkü bir genelleme yapmıyor, sadece kendi durumumdan söz ediyordum.Belki herkes benim gibi hissetmiyordur.Belki onların ayaklarının altında gaz ve fren pedalları vardır.Belki bu, sadece bana özgü bir durumdur.Her ne hal ise; ben bugünlerde kendimi aynen böyle hissediyorum işte.Şoförün yanındaki koltukta oturmuşum; araba biraz hızlanınca ayağım fren yapıyor ama otomobilin haberi olmuyor bundan.Yavaşlayınca gaza basıyorum.Araba virajlarda savrulurken direksiyonu çeviriyorum alabildiğine.Bir yandan da kendi kendime arabayı benim kullanmadığımı hatırlatıp, bu kötü huydan vazgeçmeye çalışıyorum.Ama ne mümkün!Ayaklarım kendiliğinden gaza, frene gidiyor.Neredeyse ayağım kaportayı delecek.Öndeki arabaya hızla yaklaşırken fren üstüne fren yapıyorum,Elimde değil.Siz farklı mısınız bilemiyorum ama benim bu çıldırmış dünyaya hükmüm geçmiyor.Lafın gelişi öyle söyledim; sizin de benden bir farkınızın olmadığını biliyorum.Göz göre göre harbe sürükleniyoruz. Alevlere doğru gidiyoruz dolu dizgin. Sanki herkes bir kan tutmasına uğradı. Hükümet savaşa çoktan razı ama bunu halka başka türlü anlatmak derdinde.Müslüman ülke liderleriyle buluşup halka “Bak biz dünya Müslümanlarıyla birlikte elimizden geleni yaptık ama söz dinletemedik” diyecekler.Halk da “Aaa peki öyleyse. Hadi Irak’ı vurun!” diyecek. Plan bu!Ama birlikte politika oluşturmaya çalıştıkları ülkelerden ikisi zaten doğrudan doğruya “terörist” ilan edilmiş.Bunlarla hangi savaşı durduracaksınız?Yalnız savaş değil bana bunları düşündüren.Yıllardan beri Türkiye hep yanlışa yöneliyor, ayaklan baş, başlan ayak yapıyor, insanoğlunun kültür birikimini reddediyor, başını hangi sert kayaya vuracağını bilemiyor.Uyanyorsunuz, tehlikeleri gösteriyorsunuz ama nafile.Şoförler çılgın.Neyse, işler olacağına varacak galiba. Şoför gaza basıp arabayı delice bir hıza yükseltecek, hızlı gitmesi gereken zamanda da yavaşlayacak, yanlış yollara sapacak, hendeklere düşecek.Ben de fren yapıp duracağım. Eğer “Sana ne” diyecek olursanız cevabım hazır.”Çünkü ben de bu arabanın içindeyim.”
