BU arife günü Julos nereden aklıma düştü diyeceksiniz: Herhalde geçenlerde Belçika'ya yaptığım geziden...

1974 müydü, yoksa 75 mi? Belçika'nın ünlü Valon şarkıcısı Julos Beaucarne ile tanışmış, dost olmuş ve ortak bir turne yapmıştık.

Ne kadar hoş ve dost canlısı bir insan olduğunu anlatamam size.

O günlerde plakları Belçika ve Fransa'da fırtına gibi esiyor ve Nazım'ın şiirleri üzerine bestelediği iki şarkı dillerden düşmüyordu.

Mutlu ve şakacı bir adamdı Julos.

Karısına çok aşıktı.

Hiç ayrılmamak için kentlerden kaçmışlar, kocaman bir kır evini aşk yuvasına çevirmişlerdi.

Bir pazar günü beni de davet etmişlerdi evlerine.

Çiftlik kokuyordu, çimen kokuyordu, bahar mimozaları kokuyordu her taraf.

Biz evin üst katında müzik yapıp Tandberg marka teybe kaydederken, Julos'un zarif eşi de yanlarında çalışan Faslı yardımcısıyla birlikte, bahçede nefis bir masa hazırlıyordu. Faslı; kavruk, esmer bir oğlandı.

Foie Gras ve Chablis şarabı ile başlayan yemek saatlerce sürdü. Tam tamına "Kırda Bir Pazar" yaşıyorduk.

Julos'un zarif eşi, filmler dışında gördüğüm ve kol yeninde dantel mendil taşıyan tek kadındı.

Ertesi gün Stockholm'e döndüm ama o müzik ve şiir dolu pazar gününü uzun süre unutamadım.

***

DAHA sonra ne oldu biliyor musunuz?

Dünyanın gündelik gerçeği, o şiir ve müzik dünyasını paramparça etti.

Nasıl olduğunu anlatayım:
Julos'la çekim yapmak üzere bir televizyon ekibi, o kır evine gelmiş. Bütün gün çalışmışlar.

Akşam, Julos televizyoncuları yakındaki istasyona kadar uğurlamak istemiş.

Yarım saat sonra döndüğünde sevgili karısını kanlar içinde bulmuş. O zarif kadın, bıçakla delik deşik edilerek öldürülmüş.

Katil ise evdeki Faslı çocuk. Delikanlı, kadına duyduğu gizli aşkın ve kahredici kıskançlık duygusunun sonucunda, o sevgili gövdeyi yüzlerce kez bıçaklamış.

Julos'un evi bir anda polis arabalarıyla, televizyon naklen yayın araçlarıyla çevrelenmiş.

O akşam ülkede bomba gibi patlamış haber.

Ve Julos... O şair, o kırılgan, o aşık Julos evinin önüne çıkmış, kessen kanı akmayacak bir acıyla "Sevgilimi kaybettim." demiş. "Onu Faslı çocuk öldürdü. Artık yaşayamam. Ama yine de bu olayın bir yabancı düşmanlığına dönüşmesini istemiyorum. Onu ülkemizdeki Faslılar ve diğer yabancılar değil, tek bir kişi öldürdü. Bu cinayetin, göçmen dostlarımıza karşı bir ırkçılık gösterisine dönüşmesi ıstırabımı artırır."

***

BUNU dünyada kaç kişi yapabilir?
Bir ermiş, bir aziz, bir evliya değil mi Julos?

Elimde olsa Nobel Barış Ödülü'nü Julos'a verirdim.

Çünkü daha fazla haketmiş biri olduğunu düşünmüyorum.