DÜN Milliyet'te Yaşar Kemal'le saatlerimiz geçti.

Her zamanki gibi müthiş dostça, eğlenceli ve inanılmaz şakalarla dolu saatlerdi bunlar.

Zor günlerimden birini yaşadığım için ilaç gibi geldi doğrusu.

**Yaşar Kemal**'in dostları iyi bilir: Onunla birkaç saat oturduğunuzda yüzlerce anısını anlatır. Bu anılar yakın tarihimizin en önemli tanıklıkları arasındadır bence.

***

BİR tanesi şöyle:

**Yaşar Kemal** 1957 yılında röportaj ve roman yazarı olarak iyice ünlenmiş. Nobel'e de aday gösterilmiş.

Yazarın yolu o günlerde bir CHP kokteyline düşmüş.

Yerel seçimler yaklaşmakta olduğu için hararetli bir kulis dönüyormuş ortalıkta.

O karışık ortamda yazarı, partinin ağır toplarından Karadenizli Hasan Tez'e tanıştırıp "**Yaşar Kemal**" demişler.

Hasan Tez "**Affedersiniz tanıyamadım!**" diye yanıtlamış.

Çevredeki gazeteciler "**Nasıl tanımazsınız Hasan Bey, Cumhuriyet gazetesinin ünlü röportaj yazarı!**" demiş.

Hasan Bey ısrar etmiş: "**Kusura bakmayın çıkaramadum!**"

"**Ama**" demişler, "**İnce Memet'in yazarı!**"

Hasan Tez inatçı mı inatçı: "**Tanıyamadum efendim!**"

Bunun üzerine gazetecilerden birisi "**Ama efendim Nobel adayı!**" deyince Hasan Bey ilk kez dikkat kesilmiş ve "**Affedersiniz bu Nobel hangi vilayetin kazasıdır?**" diye sormuş.

**Yaşar Kemal**'i yerel seçim adaylarından biri sandığını anlayanlar da basmış kahkahayı.

Ertesi gün bu olay birçok gazetede yayınlanınca Hasan Tez **Yaşar Kemal**'i aramış ve "**Bir şaka yapalım dedik anlamadılar**" demiş.

***

BUNUN üzerine **Yaşar Kemal** ve **Derya Sazak**'a bir hikaye de ben anlattım.

Birkaç yıl önce Elia ve Frances Kazan İstanbul'dalardı ve Hilton'da kalıyorlardı.

Eşim Ülker, Hilton santralini çevirmiş ve "**Bay Elia Kazan'la görüşmek istediği**"ni söylemiş.

Bir süre bekledikten sonra birisi cevap vermiş: "**Buyur!**"

Telefondaki sesi Elia Kazan'ın sesine benzetemeyen Ülker sormuş: "**Kiminle görüşüyorum?**"

"**Burası kazan dairesi!**" demiş adam.

***

HİÇBİR hikayeyi cevapsız bırakmayan **Yaşar Kemal** bunun üzerine, Abant'taki otelde yer ayırtmasını anlattı.

Cumhuriyet'te çalışırken Abant otelini aramış ve "**Ben Yaşar Kemal! Çalışmak için otelinize gelmek niyetindeyim**" diyerek rezervasyon yaptırmak istemiş.

Amacı gözlerden uzakta bir roman yazmak.

Telefondaki adam ise "**Elemana ihtiyacımız yok!**" deyip kapatmış telefonu.

Doğrusu **Yaşar Kemal**'le konuşmak başlıbaşına bir mutluluk kaynağı.