Birisine teşekkür borçluyum ama kime olduğunu bilemiyorum. Yaklaşık bir yıl önce, bir okurumuz benim çoktan unuttuğum eski bir yazımı, buruşmuş bir kupür olarak internete koymuş. O tarihten beri boyuna, herkes birbirine gönderip duruyor.Bana da soruyorlar: Bu yazı ve tarih gerçekten doğru mu? Evet doğru sevgili okurlarım. Ne yazık ki doğru. Bu kupürü internette dolaştığı haliyle yayınlarken, “Bakın ben olacakları nasıl görmüşüm!” çiğliğine düşmek istemiyorum.Ben falcı da değilim, kâhin de. Sadece olayları izleyen ve karınca kararınca anlamaya çalışan bir yurttaşım. Ama görünen köy kılavuz istemiyor ve perşembenin gelişi çarşambadan belli oluyor. Benimki Nasrettin Hoca misali, bindiği dalı kesen adama “Düşeceksin!” demekten ibret.

****Hangi yazı olduğu bulunacak****