Bilgi Üniversitesi, çeşitli uluslardan öğrencilere bir yaz okulu programı hazırlamış. Sağ olsunlar, ders verecek hocalar arasına beni de almışlar.Dün öğleden sonra bu güzel üniversiteye gittim. Sıcak öğle sonu saatlerinde sınıfa kim gelir diye düşünürken, beni çok şaşırtan bir öğrenci kalabalığıyla karşılaştım. Aralarında birkaç Türk öğrenci de vardı ama çoğunluğu yabancıydı.İlk dikkatimi çeken şey, bizim yeni kuşakların dünya ile benzerlikleri oldu. Kimin Türk, kimin yabancı olduğunu anlamanız mümkün değildi.Hatta dersin sonunda, söylediklerim konusunda yorum yapan, en çok soru soran ve karşılıklı fikir yürüttüğümüz sarışın bir genç kıza “Nerelisiniz?” diye sorduğumda “Türk’üm!” dedi.Tipinden de İngilizce şivesinden de Türk olduğu anlaşılmıyordu.Oysa ben dünyanın neresinde olursa olsun Türkiyelileri bakışlarından, yürüyüşlerinden, hallerinden tanıdığımı sanırdım.Demek ki artık durum değişmiş. Dünyanın genç kuşakları birbirine benzemiş.Üniversiteye girerken bir otobüsten onlarca genç indiğini gördüm ve onları da yabancı sandım.Meğer bunlar da okula kayıt için yapılan tanıtımlara katılan Türk gençleri değil miymiş?İyice şaşırdım.Beni alıp ders vereceğim sınıfa götüren sansın genç kıza da anlattım bu gözlemimi.Sonra birden dikkatimi çekti: “Ama siz de Türk’e benzemiyorsunuz!” dedim.Boş bulunup “Teşekkür ederim!” dedi. Sonra da kendini toplayıp hemen ekledi: “Teşekkür edecek bir şey yok ki canım. Ben de neler söylüyorum böyle!”Kısacası çok garip bir gündü.Verdiğim ders, değerler sistemi konusundaydı.Söz ister istemez etik değerlere, kültür farklılıklarına kaydı. Bir öğrencinin belirttiği gibi “kültür çeşitliliği”, savunulması gereken bir kavramdı ama bazı ülkeler bunu, evrensel insan haklarına uymamanın mazereti olarak kullanıyorlardı.Derken bazı öğrenciler Türkiye’deki töre cinayetlerini ve recm olayını sordular.Verdiğim cevapları bu kösede özetlememe olanak yok ama kısaca belirteyim: Töre cinayeti ve recm, İslam dininin kuralları değil, bölgesel geleneklerinsonucu.Osmanlı tarihi boyunca bir tek recm olayına rastlanıyor, töre cinayetleri de Türkiye’nin bir tek bölgesinde görülüyor. Demek ki dine değil, yöresel geleneklere bağlı.Makedonyalı pınl pırıl bir kız öğrenci dersten sonra yanıma geldi ve “Ben de Müslümanım ama bizim oralarda ne töre cinayeti var ne recm. Bunları duyduğumda çok üzülüyorum.” dedi.Bu güzel dersten çok mutlu ayrıldığımı söylemeliyim.İşin sürprizi ise Leylim Ley’in hem Bosnaca hem de Arnavutça söylenmiş ve plak yapılmış olduğunu öğrenmem.Bir Arnavut öğrenci biraz mırıldandı bile.