Yurt dışındaki uzun sürgünlük yıllarından sonra İstanbul’a döndüğüm o heyecanlı günlerdeydi. Akatlar’da Spor Yazarları Sitesi’nde başımızı sokacak küçücük bir daire bulmuştuk. Hayata tutunmaya çalışıyorduk. 1980 darbesinin etkisi altındaki basın, benim serbest mi tutuklu mu, kasetlerimin özgür mü yasak mı olduğunu bilmiyor, her şeyi birbirine karıştırıyordu. Yurttaşlıktan çıkarılmış olduğumu sananlar bile vardı aralarında. Oysa ben bütün davalardan aklanmıştım. İşte o karışık ve sancılı dönemde bir gece yarısı telefon çaldı. Günaydın Gazetesi’nden aradıklarını söylediler. Birdenbire heyecanlandık. Çünkü geceyarısı gelen telefonların tekin olmadığını bilen bir kuşağın mensubuyduk. Oğuz Aral’ın görüşmek istediğini bildirdiler. Ben Oğuz Aral’ı ve Gırgır dergisini biliyorum elbette ama hiç tanışıklığım yok. Saat 12’de bu ünlü mizahçı benden ne ister acaba? İsteği önce çok garip geldi doğrusu. Benim o saatte Cağaloğlu’ndaki Günaydın Gazetesi’ne gelmemi istiyordu. Serde gençlik var; o saatte gazeteye gittim. Oğuz Aral’la tanıştık, kahve içtik; sonra “Benim bir projem var!” dedi. O sıralarda Gırgır dergisi fırtına gibi esiyor. Dergide Oğuz Aral’ın çizdiği “Utanmaz Adam” çizgi romanı yayınlanmakta. Oğuz Aral’ın projesi, beni de bu çizgi romana dahil etmek. Senaryosuna göre Utanmaz Adam in kahramanlan olan Şeref ve Korna Kamil parkta gezerken elinde sazıyla geçen Zülfü Livaneli’ye rastlayacaklar. Arkadaş olup birlikte maceralara sürüklenecekler ve bazen de avaz avaz türkü söyleyecekler. Çizmek için de fotoğraflarıma ihtiyacı var. Beni geceyarısı bulmak istemesinin nedeni fotoğraflarımı çekmek. O gece Günaydın’ın stüdyosunda resimlerim çekildi ve o haftaki Gırgır dergisinde ben de Oğuz Aral’ın çizgi roman kahramanlarından birisi olarak yerimi aldım. Daha sonra çok dost olduk. Oğuz Aral ve eşi Tolga ile harika akşamlarımız oldu. Birlikte saz çaldık, türkü söyledik. Oğuz Aral mizah ustalığının yanısıra, bir türkü ustasıydı da. Televizyonda ölüm haberini aldığım zaman, bu güzel anılar canlandı gözümde. Dünyaya iz bırakarak gitmiş bir sanatçının, dolu dolu, muhalif ve öfkeli yaşamını düşündüm. Onu sevgiyle ve saygıyla andım.
