Birkaç gündür “gençlik ve artan şiddet” konusundaki yazılarım üzerine çok sayıda okurdan e-mail alıyorum. Bu yorum ve eleştirilerin önemli olduğunu düşünüyor ve bazılarını tüm okurlarımla paylaşmak istiyorum.
Sayın Livaneli,Çocukların ve gençlerin yaşamında şiddet davranışlarının yaygın bir hâl almasındaki başlıca sebeplerden birini de sizin “üç kutuplu Türkiye” tezinize dayandırdığımı söylemek istiyorum. Yani, ülkemizdeki toplumsal kutuplaşmalarla, artan şiddetin doğru orantılı olduğunu düşünüyorum.İnsanların kutuplaştığı bir toplumda özgür düşünebilenlerin sayısı da azalacaktır. Çünkü artık oncu, buncu ya da şuncu olmuşsunuzdur. Sizin gerçekleriniz birkaç kişinin düşüncelerinden ibarettir. Gerçeklerinizi sorgulayamazsınız. Daha da kötüsü başkası da sizin inandıklarınıza inansın istersiniz. Kendinizin değişme şansı olmadığı için sizin gibi düşünmeyenleri değiştirmeyi tercih eder ve bunun için “şiddet” kullanırsınız. Kutuplaşmanın olduğu yerde anlayış yoktur. Kibarlığın ve efendiliğin yerini lümpenlik, hoşgörünün ve saygının yerini ise şiddet almıştır.”Gençlik ve artan şiddet” konusunda bilimsel çalışmalar yapılması konusunda sizinle hemfikirim. Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Umarım bu yoldan bir sapma olmaz.Onur Temel ÇAKIR
24 Şubat’taki “Ne Oluyor Bu Çocuklara?” başlıklı yazınızı okudum.Duyarlı ve bilinçli bir şekilde yazmışsınız ama eksik bir yazı olduğunu düşünüyorum. Çocuklarımızı bu hale getirenlerin kadar ebeveynlerin suçu da büyüktür. Aslında ben öncelikle ailenin suçu ve ihmali olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede çocukların gittiği okulun adını veya kaçıncı sınıfta olduğunu bilmeyen birçok aile var. Hele bazıları çocuklarının ellerine para tutuşturup okula yolluyor. Onları tatmin eden sadece sınıfı geçmiş olmaları. Toplumda bu düşüncede insanlar varken çocukların kendilerini başka şeylere yöneltmeleri ya da kolayca kandırılabilmeleri doğal değil mi?NOT: Malatya çocuk yuvasında olan olaylar çok kısa sürede unutuldu. (Gerçi bu konuda yetkililerin de büyük suçu var.)Olay patlak verdikten sonraki yazıların pek bir önemi yok. Saygılarımla,Ünal gültekin
“Ne Oluyor Bu Çocuklara?” sorusu pek de şaşırtmıyor beni: Ne olacak canım, Polatçılık(!) oynuyorlar.Diye diye sizin de dilinizde tüy bitti. Senelerdir çocukların, gençlerin kafasına bunlar sokuldu. Vurmak – kırmak legal denildi, gizliden gizliye, adam öldürmek bir beceri ve basan; saygınlık kazanmanın en delişmen yolu en hoyrat, en hırbo olmaktan geçiyor vs…Sebep ne olursa olsun, sonuç ortada… Buradan sonra bize düşen; yine “ne yapabiliriz?”, “ne yapmalıyız?” sorularını sormak.Sizinle birlikte olduğumuzu unutmayın! Ve sizce; Biz neler yapabiliriz? Nasıl destek olabiliriz size?Gerçi “yarım milyon imza” bile bir işe yaramadı ama. Yine de “ne yapabiliriz?”Gökhan Bülbül
Bir eğitimci olarak bu girişiminize destek veriyor, takdir ediyorum.Öğretmenleri, sendikaları, sivil toplum örgütlerini de desteğe davet ederseniz çok daha iyi olur kanaatindeyim.Mehmet Su
