Yabancı bir TV kanalını izlerken; “Georges Moustaki Paris’te öldü” altyazısı geçer geçmez aklıma Nâzım’ın şu dörtlüğü geldi: Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, Kimi Odesa’da yatar, kimi İstanbul’da, Prag’da kimi. En sevdiğim memleket yeryüzüdür. Sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi. Moustaki, Edith Piaf’ın söylediği Milord gibi dünyayı kasıp kavuran şarkılara imza atmıştı. Özellikle Le Métèque adlı, bütün dillerde söylenen şarkısıyla sevilen büyük bir besteciydi. Türkiye bu şarkıyı; Tanju Okan’ın güzel sesinden “Bu akşam çok efkârlıyım / Kalbim neden kan ağlıyor / Bunu bir bilsen sevgilim” sözleriyle dinlemişti. Georges’un ölümü Paris’teki gençlik yıllarıma götürdü beni. Ne çok dostun gölgesi var o şehirde. Son yıllarda ancak zorunlu olarak gitmem; bazen bir gün, bazen iki gün kalıp hemen kaçmam bu yüzden işte. Oysa UNESCO orada, yayıncım Gallimard da orada. Güzin Dino, Selçuk Demirel gibi birçok dost da yaşıyor o şehirde ama ben soğudum artık. Çünkü o güzel yılları beraber geçirdiğimiz Abidin Dino yok, Altan Gökalp yok, Erol Akyavaş yok, Avni Arbaş yok. Şimdi Moustaki de gitti. Şehrin her köşesinde, her kafesinde onlarla geçirilen günleri, geceleri, neşeli kahkahaları, siyasi kaygılarla dolu konuşmaları, gençlik umutlarını, bugün kaybolmuş olan bambaşka bir dünyanın izlerini görüyorum. Châtelet’de Sarah Bernard sahnesi de denilen ‘Şehir Tiyatrosu’ndaki konserimden çıkıp gece yarısı hep birlikte bir lokantaya dalışımız, sabaha karşı Seine Nehri’nin kıyılarına vurup yüksek sesle alaturka şarkılar söylememiz, Abidin Bey’in sergi açılışları, Tülay German-Erdem Buri-François Rabbath-Paco Ibáñez’le provalar, stüdyo kayıtları, Erol Akyavaş ve Georges Moustaki ile geçirilen müzik resim, sanat dolu saatler; anılar, anılar, anılar. Ama Rue des Saint Pères’in köşesinde, Abidin Bey’in “Nâzım burayı çok severdi” diyerek götürdüğü, Yaşar Kemal’in “teyzeler” dediği şişman hanımların lokantası yok artık. Kafeler, kitapçılar, lokantalar kapanıyor, yerlerine uluslararası moda firmalarının dükkânları açılıyor. O Paris de yok artık, o insanlar da. Gidenler kervanına o hüzünlü besteci/şarkıcı dostum Georges Moustaki de katıldı şimdi. Dünya giderek ilginçliğini yitiriyor. En azından benim açımdan.