Yaşar Kemal hem içeride hem dışarıda ödüle ve övgüye doymuş bir insandır. Değeri bilinmiş, her zaman el üstünde tutulmuş bir yazardır ama içinde bir anlaşılmamışlık duygusu vardır hep. Sanki romana getirdiği yenilikler ve imkânlar tam olarak kavranılmamış, bir doğa ve yöre tasvirine sıkıştırılmıştır. Bunu yüzlerce kez anlattığı için gayet iyi biliyorum. Boğaziçi Üniversitesi’nin yerinde bir kararla ona onursal doktora vermesini de bu yüzden önemsiyorum işte. Önemsemenin nedeni, prestijli bir üniversitemizin unvan vermiş olması değil. Çünkü Yaşar Kemal bu tip unvanlara ve ödül törenlerine alışıktır. Ama Rektör Kadri Özçaldıran’ın törende yaptığı konuşma, gerçekten anlaşıldığını, yaptıklarının kavrandığını açıkladığı için önemsemeyi gerektiriyor. Bu yüzden rektörün konuşmasının törenle sınırlı kalmasına gönlüm razı gelmiyor ve bunun bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum: Rektör Kadri Özçaldıran diyor ki: “Nesnel değerlendirmelerine bakacak olursanız, nasıl Nâzım Hikmet Türk şiirinin dünyaya açılan ilk penceresi ve 20. Yüzyıl dünya şiirinin en önemli isimlerinden birisi ise Yaşar Kemal de Türk romanının dünyaya açılan ilk penceresi ve 20. Yüzyıl dünya romanının en önemli isimlerinden birisidir. Benim için ise Yaşar Kemal, dili şiir, romanı doğa, yaşamı umut, bir Anadolu destancısı, bir Anadolu bilgesidir. Gerçekten de, Yaşar Kemal Türkçedir, Türkçenin kendisidir. Yaşar Kemal nesir yazar ama Yaşar Kemal ozandır, metinleri nesir-şiirdir. Yaşar Kemal romanı sadece şiir değildir, lirik bir şiirdir, doğayı anlatır. Hem nesnel, fiziksel doğayı, hem de onun içinde yer alan insanın doğasını. Yaşar Kemal gelişigüzel bir lirik ozan da değildir. Tüm büyük destancılar gibi o da, umudun ve ışığın ozanıdır. Çünkü o, insana inanan, insana konuşan, insanı yüceltendir. Ünlü Amerikan folk şarkıcısı Woody Guthrie’nin sözleri, bu sözlerde geçen ‘şarkı’ sözcüğünü ‘roman’ sözcüğü ile değiştirdiğinizde, sadece Woody’yi değil Yaşar Kemal’i de anlatır: ‘Çok yaşlı, çok genç, çok sıska, çok şişman, çok çirkin çok şu, çok bu olduğunuz için hiçbir şeye yaramadığınızı, doğarken kaybettiğinizi, yaşarken kaybetmek zorunda olduğunuzu, kimseye faydası olmayan birisi olduğunuzu söyleyen, sizi aşağılayan ya da kör talihinizle dalga geçen şarkılardan nefret ederim. Son nefesime, kanımın son damlasına kadar bu tip şarkılarla savaşmak için; renginiz, boyunuz posunuz ne olursa olsun hepinize, size ne denli zalimce davranmış olursa olsun bu dünyanın sizin olduğunu kanıtlayacak, kendinizle ve işinizle gurur duymanızı sağlayacak şarkılar söylemek üzere buradayım. ‘Bu yönüyle; insana olan bu inancıyla Yaşar Kemal, yeteneği yaşantısından daha büyük sanatçılarla dolu çağımızın değil, kavganın sanatı, sanatın kavgayı ateşlediği, insana inançla geleceğe inancın sürekli olarak birbirini yenilediği, yeniden ürettiği bir başka çağın, yeteneği yaşamından, yaşamı yeteneğinden büyük bir sanatçısı, o çağdan geriye kalan son ulu çınarlardan biridir.”
