Bir elek düşünün ki durmadan tersine eliyor, şaşmaz bir isabetle iyiyi, değerliyi, kaliteliyi eleyip, işe yaramaz malzemeyi kalbur üstünde tutuyor. Neredeyse gözümle görebiliyorum bu ters eleyen eleği. Çünkü bu topraklarda en az üç yüz yıldır çalışıp duruyor. Belki daha da eski. Osmanlı’da da Cumhuriyet döneminde de Türkiye’nin bir “değerli insan yok etme” sorunu var. Mustafa Kemal dönemi hariç hep böyle sürüp gitti bu. Galiba gelişmemişliği en iyi anlatan tanım, doğru insanları doğru işlerin başına getirememek hastalığı. Ankara’da bir süre kalmış ve bizi iyi tanımış olan Profesör Neumark’ın tanımıyla “negatif seleksiyon” hastalığı. Biz iyiyi, yetenekliyi, dürüstü harcamaya çalıştıkça meydan en gözü peklere, en maceraperestlere ve en vurdumduymazlara kalıyor. Ama dışımızdaki dünya böyle değil. Ne olursa olsun insanları değerlendirmeyi, yükseltmeyi ve önemli meseleleri emin ellere devretmeyi biliyor.

Yukarıda yazdıklarımın ayrıcalıkları da var elbette. Orhan Güvenen dostum bunlardan birisi. Uluslararası alandaki birikimi ve kişiliği onu Türkiye’de bir dönem Devlet İstatistik Enstitüsü’nün Başkanlığına, sonra da Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’na yükseltti. Bu sorumluluk sahibi uluslararası değerimizin kadrini bilmiş olmak bir ayrıcalıktı. Ama sonra bilinen oldu, Türkiye’yi bekleyen tehlikelere karşı uyarı görevini yaptığı ve siyasetçilerin oyuncağı olmadığı için bu görevlerden ayrıldı. Bu yazıda ayrıntılarına girmeyeceğim ama Güvenen’in yıllar önce yazıp devlete verdiği uyarı raporları dikkate alınmış olsaydı, bugün güncelleşen bir sürü dev sorun o zaman çözümlenecek ve yanlış adımlar atılmayacaktı. Ama dediğim gibi dünya ve uluslararası kurumlar böyle yetenekli insanları bir yere not ediyor ve zamanı gelince değerlendiriyor. Orhan Güvenen bir dönem Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası’nın yönetim kurulu başkanlığını yaptı. Sonra saygın Uluslararası İstatistik Enstitüsü’nün 2007-2009 dönemi başkanlığı için aday gösterildi. 1852’de kurulmuş olan bu önemli kuruluş ilk kez bir Türk’ü aday gösteriyor. Derken bir başka sevindirici haber de Paris’ten geldi. Prof. Güvenen UNESCO İstatistik Enstitüsü’nün yönetim kuruluna atandı. Bilenler bilir. Bu önemli makamlar ve görevler Türklere pek açık değildir. Bir Türk’ün buralara gelebilmesi ancak Batılı meslektaşlarından birkaç misli daha birikimli ve ehil olmasıyla mümkündür. Orhan Güvenen dünyada yüzümüzü ağartmaya devam ediyor. Ne mutlu ona.