Turgut Özal’ın cesedinde dört ayrı zehir bulunmuş. Bu haber beni biraz şaşırttı doğrusu. Özal’ın zehirlendiğine inanmadığım için değil, devletin bu bulguları saklayacağını düşünmüş olduğum için. Yoksa Turgut Özal’ın şu ya da bu yöntemle öldürülmüş olduğundan hiç kuşku duymadım. Zaten daha önce de bir öldürme girişiminin hedefi olmamış mıydı? O olay da kapatıldı gitti. Turgut Özal, yerleşik düzeni sarsan bir siyasetçiydi. Hatta bir gün Sabah gazetesini ziyaret ederken bize, o sıralarda başbakan olan kişiyi kastederek “Mesut, resmi ideolojinin adamıdır” demişti. “İyi ama siz de devlet başkanısınız” diye itiraz etmem üzerine de “Ben resmi ideolojinin adamı değilim” demişti. Türkiye’de yerleşik düzeni sarsacak hazırlıklar içinde olduğu biliniyordu. Bence yaşamasına izin vermediler. Bakalım bu araştırmalar sonuna kadar götürülüp, gerçek ortaya çıkarılacak mı? Ya da “yanlış anlaşılma olmuş” diyerek kapatılacak mı. Hep birlikte göreceğiz.

Ben, aynı yıl bir kazada (!) kaybettiğimiz dostum Adnan Kahveci’nin ölümünde de büyük soru işaretleri olduğuna inanıyorum. Çünkü bir gün onun kullandığı beyaz Kartal arabayla Ankara’dan İstanbul’a ancak 10 saatte varabilmiştik. Otomobili o kadar ağır sürüyordu ki insanın sabrı tükeniyordu. Biraz hızlanmasını istediğimde de, karayolları işaretlerinin çok yanlış olduğunu, kazalara davetiye çıkardığını, dikkatli olmak gerektiğini söylüyordu. Hatta yol boyunca üç kere Karayolları Genel Müdürü’nü arayarak, bazı yanlış tabelaları bildirdi, düzeltilmesini istedi. Şimdi bize, bu kadar dikkatli bir adamın, yanında ailesi olduğu halde ters yola girdiği ve karşıdan gelen arabayla sürat sonucu çarpıştığı söyleniyor. Mümkün mü? Bence değil. Rahmetli ölmeden önce yakın dostlarına, ANAP genel başkanlığına adaylığını koyacağını söylüyordu. Özal ise cumhurbaşkanlığını bırakıp, yeni bir parti kurarak siyasete döneceğini anlatmıştı. Bu konuşmaların üstünden çok geçmeden ikisi de öldü.

Agatha Christie’ nin romanlarında dedektif Hercule Poirot bir cinayetle karşılaştığında ilk olarak bunun kimin işine yarayacağını sorar. Sherlock Holmes’un da tekniği budur. Dolayısıyla biz de aynı soruları sormalıyız. Karnında bir Arap bebek taşıdığı ortaya çıkan Lady Diana’nın, daha önce hiç bir kazaya rastlanmamış Alma geçidinde ölmesi kaza mıydı sizce? Bu soruları sormaya başladığınız zaman Kennedy’den Palme’ye, Turgut Özal’dan Adnan Kahveci’ye, Lady Diana’ya kadar uzanan kuşkulu ölümlerde bir sürü ihtimal geliyor akla. Umarım sırlar bir gün aydınlanır.

ENFES BİR ÇİZGİ ROMAN

Son günlerde elimde harika bir çizgi roman var; okumaya seyretmeye doyamıyorum. Adı Logicomix. Kitap Bertrand Russel’ın hayatını konu edinerek bizi mantığın sınırlarında gezdiriyor ve korkular, aile sırları, aşk, nefret, savaş, barış gibi temel konularda düşünmemizi sağlıyor. Albatros Yayınları’ndan çıkmış. Kaçırmayın derim.