Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Dün bu köşede, değişik kültürlerde yaşayan insanoğlunun benzerliklerini ve psikolojik yapılarındaki tekliği anlatmaya çalışmıştım.
İngiltere ile Türkiye arasında onca kültür farkı olmasına rağmen, bireyin yapısı temelde değişmiyordu.
Gerçekten Türkiye ile İngiltere arasındaki fark, halkında değil, yönetim biçimlerinde.
İngiltere yüzyıllardır daha iyi yönetildiği için, bizden daha avantajlı konuma geçmiş.
***
Bu görüşü doğrulayan bir – iki örnek aktarmama izin verin:
Geçenlerde İngiltere’de bir hamile mahkum skandalı patlak verdi.
Çocuğunu doğurmak üzere olan kadın mahkum hastaneye sevkedilerek yatağa kelepçelenmiş ve doğum sırasında bile kelepçenin çözülmesine izin verilmemişti.
Bu insanlık dışı uygulama herkesi isyan noktasına getirdi.
Doğum sancılarıyla kıvranan bir ananın kelepçeye vurulması, İngiliz toplumunda derin bir protesto duygusu geliştirdi ve bunu çeşitli biçimlerde dışa vurdular.
Buraya kadar olanlar, Türkiye’de de geçebilirdi.
Benzemeyen şey ise yöneticilerin tavrı.
İngiliz yönetimi bu eleştirilere kızmadı. Kendisine en ağır dille yüklenenleri “vatan haini” ilan etmedi. “İngiltere’yi yabancılara jurnal etmek” gibi kavramlar akıllarına bile gelmedi.
Bunun yerine, oturup serinkanlılıkla düşündüler ve protestoların haklı olduğuna karar vererek, böyle insanlık dışı uygulamaları kaldırdılar. Kuralları ve yasaları değiştirdiler.
Bu değişiklikleri büyük bir titizlikle duyurdukları gibi, o güne kadar yaptıkları hatalar için bir de özür dilediler.
EVET, DEVLET OLARAK ÖZÜR DİLEDİLER
Sonuçta herkes rahatladı. İnsanlar demokratik bir hukuk devletinde yaşadıklarını, kendilerinin de adam yerine konulduğunu ve hatalı uygulamalar yapılsa bile, bunların düzeltilebildiğini gördüler.
Ülkelerine duydukları saygı ve bağlılık arttı.
Şimdi lütfen bu örneği Metin Göktepe cinayeti ve devletin bu konuda takındığı tutumla karşılaştırın.
Sanki Türk devleti, İngiltere’nin aksine; “Ben hukuk mukuk dinlemem.” demek istiyor. “Karşı çıkanı işte böyle öldürürüm. Gerçek katil bir – iki sadist değil, benim.”
İşte Türkiye ile İngiltere arasındaki en önemli fark da bu!
***
İkinci örnek BBC yayın kurumunun tutumu.
Genel müdür, elde bir kanıt olmamasına rağmen, televizyondaki şiddetin toplumdaki suç eğilimini artırdığı görüşünde olduklarını ve bu yüzden de şiddet gösterisini sınırlayacaklarını söyledi.
Gerekçesi de bu konuda seyircilerden İKİ BİN mektup almış olmaları.
Üç – beş ay önce Türkiye’de de “televizyondaki şiddete karşı kampanya” açıldı ve bu duyarlı toplum iki ay içinde DÖRT YÜZ BİN imza toplamayı başardı.
Bir yanda İKİ BİN imzaya gösterilen duyarlık, öte yanda aldırılmayan DÖRT YÜZ BİN imza.
***
Sonuç olarak diyorum ki: Biz toplum olarak dünyadaki hiçbir halktan geri değiliz.
Yöneticilerimiz için aynı şeyi söylemek ise imkansız.
Bütün fark da burada.
