Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Onat gideli bir yıl olmuş.
Onun aydınlık kahkahasının gizlediği ince hüzünleri duymadan geçen bir koca yıl.
Ama bir yıl bile, Onat’ın öldüğüne inanmamı sağlayamadı.
Onat’ı hep yaşıyor gibi, bir yerlerde konuşuyor, fıkralar anlatıyor, başı dara düşenlere yardım ediyor gibi hatırlıyorum.
Teşvikiye Camii’ndeki cenaze töreninde, onu gördüğümü sanmıştım. Kalabalık arasında birisi kasketi, gözlüğü ve duruşuyla öyle benziyordu ki Onat‘a.
Sanki kendi cenaze törenine gelmişti.
O günden beri devam ediyor bu. Gördüğüm bir çok kişide onun yakışıklı, aydınlık, muzip yüzünü, gülen gözlerini buluyorum.
Hani Pir Sultan‘ın dediği gibi:
“Yemenden öte bir yerde
Düldül hala savaştadır.”
Bana kalırsa Onat da Hazreti Ali‘nin atı gibi, şu ya da bu biçimde, bir yerlerde hala savaşıyor.
İnsanlık onuru için savaşıyor.
İncelmiş bir yaşam kültürü, özenli bir dil ve gelişmiş bir estetik anlayışına dayanan aristokrat tavrıyla, ezilenleri kucaklamanın sihirli kimyasını bulmuş bir bilge gibi savaşıyor.
Onat öldüğünde, onun ardından “Hayran olduğum adamın ölümü” diye yazmıştım. Bir yıl sonra daha da artan bir hayranlıkla anıyorum onu. Kitaplarını, yazılarını tekrar tekrar okuyorum: İçim sevgiyle, dostlukla kamaşıyor.
Onat‘ın saygıdeğer annesini, Filiz’i, oğlunu, Ege’yi, Atıf’ı, ortak dostlarımızı anıyorum.
Onat‘ı düşünürken gözümün önüne Vasıf’ın gülen bıyıkları geliyor. Derken İlhan’ın esmer, yakışıklı yüzü, Uğur’un Çanakkale’de buğulanan gözleri çıkageliyor bir yerlerden.
Nazım gibi söylersek: “Geberiyorum kederden!”
***
Türkiye, kendi evlatlarını yiyen, en değerli çocuklarını parçalayan bir canavara benziyor.
“Hoşgeldin bebek” diye başlıyor ve onun yolunu gözleyen tehlikeleri bir bir sayıyoruz: Terör, bomba, polis dayağı, gözaltında ölüm…
İşte bu hafta da Metin, Özdemir, Haluk ve Nilgün adlı evlatlarını yutuverdi.
***
Yine Nazım geliyor aklıma:
“Bir Arap şairi
Ölüm adildir demiş
Aynı adaletle vurur şahı fakiri”
Ve ekliyor:
“Ölümün adil olması için
Yaşamın adil olması lazım”
Bir de yanık mı yanık bir Anadolu türküsü yayılıyor İstanbul’un üstüne:
“Vadesiz ölümler zor geldi bana”
