6 küsur yıldır cumhuriyet rejiminde yaşıyor olmamız, padişah alışkanlığı ve özlemimizi değiştirmeye yetmemiş gibi görünüyor.
Başımızda bir padişah ve bir hanedan olsun istiyoruz.
Aslında diğer ülkelerde de böyle bu.
Herkes hanedan, kral, kraliçe, prens, padişah, şehzade peşinde.
***
Galiba geniş kitleler, siyasette denedikleri ve yakından tanıdıkları isimlere daha yakın hissediyorlar kendilerini.
Yeni isimleri denemekten korkuyorlar.
Cahit Sıtkı'nın "Alıştığımız bir şeydi yaşamak" dizesinde olduğu gibi, iyisiyle kötüsüyle bazı liderlere alışıyorlar.
Onların yokluğu bir boşluk duygusu yaratıyor.
Belki Demirel sonrası dönemde böyle bir vakum yaratacak Türkiye'de.
Eğer Demirel'in yetişkin çocukları olsaydı, bu alışkanlık siyasi bir hanedana dönüşebilirdi.
Atatürk ve Ecevit için de durum böyle.
Çocukları olmadığı için siyaset kendileriyle sınırlı kalıyor.
***
Alışkanlık duygusu, liderler görevden ayrıldıktan sonra da devam ediyor ve halk aynı soyadı tarafından yönetilmek istiyor.
Dünyada ne kadar çok liderin oğlu, kızı ya da kardeşi siyasette hiç düşündünüz mü?
Hemen aklımıza gelen birkaç örneği sayalım:
İsmet İnönü'nün oğlu Erdal İnönü.
Adnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes.
Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal.
Rauf Denktaş'ın oğlu Serdar Denktaş.
***
Yunanistan'da Papandreu soyadı üç kuşaktır siyasette.
Siyasi hanedan bugünlerde torun Yorgo Papandreu tarafından temsil ediliyor.
Eski liderlerden cumhurbaşkanı Konstantin Karamanlis'in yeğeni Kostas Karamanlis de parti lideri.
***
Amerika'da John F. Kennedy'nin kardeşleri de politikaya atıldı. Bugün bir kardeşi senatör.
Eski başkan George Bush'un oğlu ise başkan adayı.
***
Pakistan'da Zulfikar Ali Butto'nun kızı Benazir Butto başbakanlık yaptı.
Hindistan'da başbakanlık Nehru'dan kızı İndira Gandi'ye, ondan da oğlu Rajiv Gandi'ye geçti.
Bunlar ilk çırpıda aklıma gelen isimler.
Örnekler çoğaltılabilir.
***
Demek ki büyük kitleler, demokratik rejimlerde bile, bir kraliyet ailesi tarafından yönetilme alışkanlığını yenememiş.
Başında hep aynı soyadını, yani aynı hanedanı arıyor.
Kendisini mavi kanlıların yönetmesini istiyor.
Bu yüzden birçok rejim "demokratik krallık" biçimine dönüşüyor.
Herhalde bu alışkanlığın yenilmesi yüzyıllar alacak.
