TÜRKİYE'de siyasi sistemin kilitlendiğinin hepimiz farkındayız.

Ne var ki kilitlenmenin de ötesinde, bu sisteme güven de duyulmuyor.

Seçmenler, en başta kendi partileri olmak üzere, siyasi partilere duydukları güveni yitirdiler.

Araştırmalara göre, geçen seçimde bazı partilere oy vermiş olan seçmenlerin yüzde 50'den fazlası, şimdi bir seçim olsa kime oy vereceğini bilmiyor. Daha doğrusu gönül rızasıyla oy verebileceği hiçbir parti yok.

Rauf Tamer'in de belirttiği gibi siyasi partiler, bileşik kaplar gibi toptan düşüyor.

Normal olarak iktidarın yıpranması, muhalefetin güçlenmesini doğurur.

Ama Türkiye'de böyle olmuyor ve hem iktidar, hem muhalefet partileri oy kaybediyor.

SİYASİ STAR SİSTEMİ İFLAS ETTİ

Birkaç ay öncesine kadar Türkiye'de bir siyasi star sistemi vardı. Televizyon ekranları bu starların maceralarıyla dolu olurdu ve bu siyasetçilerin her biri sanki bir film ya da pop müzik artisti gibi, toplumu ilgilendirirdi.

Şimdi dikkatinizi çekiyor mu bilmem; bu hava kayboldu.

Artık siyasi liderler ve çevrelerindeki kişiler halkı ilgilendirmiyor.

Ankara nasıl Türkiye'yi kendi kaderine terkettiyse, halk da onları bir anlamda Allah'a havale etti.

Yurttaş, sorununu siyaset dışı yollardan çözmeye çalışıyor.

SOLUN YARATTIĞI BOŞLUK

Bu sıkıntının farkında olan çevreler, merkez sağı birleştirebilecek yeni bir lider arayışına giriştiler.

Oysa bu arayış da çıkmaz sokaktır.

Türkiye'nin sorunlarını sadece merkez sağın birleşmesi ve modernleşmesi çözemez.

En az onun kadar, belki de daha önemli olan nokta solun toparlanmasıdır.

Çünkü Türkiye'de yıllardır sürüp giden % 70 sağ, % 30 sol oy dengesi bu toplumun gerçeğine oturmamaktadır.

Milli gelirden aldığı pay azalan, yoksulluk sınırında dolaşan, göçe zorlanan, etnik ve mezhepsel nedenlerle dışlanan ve düzenin ezdiği kitlelerin oranı, bu sayıların tersine çevrilmesi gerektiğini işaret etmektedir.

Yani çağdaş bir sol parti, Türkiye'deki oyların % 70'ini temsil etmelidir.

Bu temsilde bir eksiklik varsa, yanlışlık halkta değil, sol partilerdedir.

TEHLİKE

Eğer çağdaş bir sol parti, Türkiye'nin ezilen kitlelerini meşru zeminlerde temsil edemezse ne olur?

Yanıtı çok basit:

Toplumsal muhalefet parlamento dışına ve bir ölçüde de yasadışı yollara kayar.

Bugün yaşamakta olduğumuz süreç, ne yazık ki budur.

★★★

BU yüzden Türk siyasetinin en acil meselesi, alta düşmüş ezilen ve düzenden hoşnut olmayan kesimleri temsil edebilecek, onların taleplerini meşru zeminlerde, medyada, parlamentoda dile getirebilecek ve bu kitlelere güven verebilecek olan bir sol partidir.

Solcu olmayanlar bile rejimin sağlığı açısından bu acil ihtiyacı kavramalı.

Bizim gibi yoksul ve gelir dağılımının adaletsiz olduğu bir ülkede, solun darmadağın olması, barajın altına düşmesi hiç kimseyi sevindirmemeli.

Çünkü solsuz demokrasi olamaz!