Tarih: 1 Aralık 1989
Yer: Meksika Başkanlık Sarayı
Meksika'ya giden herkesin başı döner. Bu, yalnızca 20 milyonluk şehrin görkeminden ve alışılmadık İnka mabetlerinden, karanlık İspanyol mimarisinden kaynaklanmaz. Mexico City'nin denizden 2 bin metre yüksekte oluşu da önemli bir etkendir.
İçtiğiniz Tekila (hele içinde solucan olanı) ve Margaritalar, dört kat fazla etkiler sizi. İlk kadehte dünya fırıl fırıl dönmeye başlar, eski şehrin İspanyol gotiği karanlık kulelerinde Pancho Villa'nın sombrerolu hayaletini gördüğünüzü sanırsınız.
Şehirde hava o derece kirlidir ki durup dururken gözünüze, jiletle kesiliyormuş gibi şiddetli bir acı saplanır. O gözünüzü bir süre açamazsınız.
Güneş öğle vakti bile çok parlak değildir, gölgeli gibidir.
İşte böyle bir öğle vakti, Mexico City'deki ünlü Başkanlık Sarayı'na konuk olduk.
Devlet Başkanı Carlos Salinas de Gortari'nin davetlisiydik. Meksika'da öğle yemekleri geç yeniyor. Hemen hemen öğleden sonra saat 3'te.
Başkanlık Sarayı'nın bahçesine bir ziyafet sofrası kurulmuştu. Masada, Başkan'ın hemen sağında ünlü romancı Garcia Marquez oturuyordu.
Bizimle, yemek boyunca içten bir sohbet sürdüren Cumhurbaşkanı Gortari, 1948 doğumlu, Harvard Üniversitesi mezunu bir aydın.
Yemek davetinde buluştuğumuz gün, cumhurbaşkanlığı yemini edişinin birinci yıldönümüydü. Başkan Gortari bu bir yıl içinde çok önemli bir başarı kazanmıştı:
Ekonomiyi stabilize etme yönünde attığı adımlar, enflasyon oranındaki çarpıcı düşüşü sağlamıştı.
Yüzde 95'lerde seyreden enflasyon bir yıl içinde yüzde 14'e düşürülmüştü.
Bu mucizenin yaratılmasındaki temel motif ise toplumsal uzlaşmaydı.
Başkan Gortari, cumhurbaşkanı olarak göreve başladığı zaman Meksika halkına önemli bir toplumsal uzlaşma modeli sunmuş ve bunun sonucunda ücret ve fiyatları bir süre için dondurabilmişti.
Yemekten ayrılırken Gortari'nin hepimizi etkilediğini farketmiştik. Dünyanın yeni, genç ve modern lider tiplerindendi.
DEMİREL'İN MESAJI
Demirel'in TÜSİAD'da yaptığı konuşma, Meksika Başkanlık Sarayı'ndaki yemeğin gözümde canlanmasına neden oldu.
Basında okuduğuma göre Demirel "Geçenlerde Meksika Sefiri ziyaretime gelmişti. KİT'lerden açıldı. Dedi ki: (1200 KİT'imiz vardı, bunları 200'e indirdik. Unutmayın, KİT eşittir açık; açık eşittir enflasyon...) Biz özelleştirmeden yanayız. Bu kamu iktisadi kuruluşlarının çoğunu ben kurdum. O zaman devrin icabı böyleydi. Şimdi ise yeni devir..." diyor.
Aslında Meksika ile Türkiye arasında benzerlikler var.
Meksika yüzyılın ilk ulusal devrimini yapmış olma onurunu taşıyor. 1915'teki Meksika devriminden birkaç yıl sonra, Türkiye de kendi ulusal devrimini gerçekleştiriyor.
XXX
1989 sonunda Meksika'dan döndüğüm zaman izlenimlerimi yayınlamış, Türkiye'nin Meksika deneyinden ve 1948 doğumlu Cumhurbaşkanı Carlos Salinas de Gortari'nin politikalarından yararlanması gerektiğini yazmıştım.
Demirel'in TÜSİAD konuşmasını bu yönde atılmış bir adım saymak mümkün.
