Gelin kavranılan yerli yerine oturtalım: Kamusal alan, İngilizce public sphere’in Türkçeye tercüme edilmiş halidir. Public halk demektir. Laik de halka ait demektir. Kelimenin kökü Yunancadır. Bugün Yunanistan’da “halk müziği, halk yemekleri, halk giysileri” gibi içinde halk geçen kavramları ifade etmek istediğiniz zaman “laik” sözcüğünü kullanırsınız. Çünkü kelimenin anlamı bu. Tarihsel kategori olarak, kilise egemenliğine karşı halkın egemenliğini savunma anlamında kullanılır. Laik, yani halka ait! Türkiye gibi felsefe eğitiminden geçmemiş ve kelimeleri önemsemeyen bir ülkede, herkes kavramları kendisine göre eğip büktüğü için işin içinden çıkılamıyor. Sonunda halka ait demek olan laik kelimesi, sanki halk karşıtıymış gibi takdim ediliyor. Kamusal alan, halka ait olan; yani din dışındaki alan demektir. Buradaki en önemli vurgu “din dışı” olmasıdır. Dinsel simgeleri ait olduğu yerden yani Tanrı’yla kul arasından çıkarır, halka ait mekânlara yaymaya çalışırsanız, çağdaş dünyanın her ülkesinde rahatsızlık yaratırsınız.
“Kamusal alan” bir bina, bir meydan ya da bir sokak değildir. Halka ait ya da ait olması gereken yönetim biçiminin tümüdür. Bu açıdan baktığınızda Türkiye’deki kamusal alan, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu laik Cumhuriyet’tir. Laik Cumhuriyet prensibini ihlal etmeye yönelik her hareket, kamusal alanı kötüye kullanma girişimidir. Bir örnek vereyim: Bugüne kadar Emine Hanım adlı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ne giydiğine, ne örttüğüne ve kişisel zevklerine kimse karışmadı. Hiç kimse ona bir telkinde bulunmadı. İstediğini giyebilir, istediği kılıkla dolaşabilir. Ama konu Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın eşi olarak ülkeyi temsile gelince; orada kendisine “Dur!” deniliyor. Çünkü artık kamusal alandadır. “Laik Cumhuriyet” ortak değerine saygılı olmak zorundadır. Artık burada kişisel bir tercih söz konusu olamaz. Tutarlı olmak açısından şöyle düşünebiliriz: Ya yarın daha “özü sözü bir olan” bir başbakan çıkar da “Ben inancım gereği yabancı devlet başkanlarını sarıkla karşılarım” derse? Buna da razı olacak mısınız? Olabilir misiniz? “Başbakanın kişisel tercihidir karışmam” diyebilir misiniz? Belki tek tek diyenler çıkabilir ama bu ülkenin ortak değeri “laiklik” üzerine kuruludur. Bu prensip dini simgelerin kamu alanında kullanılmasını engeller. Ötesi havanda su dövmektir. Kamu alanı, laiklik demektir. Laiklik ise Anayasa’nın değiştirilmesi mümkün olmayan temel ilkesidir.
