SON günlerde yazılanlara
bakıyorum da sanki Türki-
ye'nin bütün derdi Tansu Çil-
ler'den intikam almakmış ve
Refahyol iktidardan düşünce
her şey çözümlenmiş gibi bir
izlenime kapılıyorum.
Sanki ilkeler değil de kişi-
ler önemli.
Çiller - Erbakan ikilisinin
gitmesi Türkiye'nin sorunları-
nı çözmeye yeterli. Yeni hü-
kümet hiç adım atmasa da
olur.
İşte bu izlenim beni şaşır-
tıyor.
Olan biteni ve ilkesizliği
anlamakta güçlük çekiyo-
rum.
***
MİLLİ Güvenlik Kurulu'nun ve ay-
dınlık kamuoyunun Refahyol'a dayat-
tığı neydi?
Sekiz yıllık zorunlu eğitim değil mi?
Refahyol'u yıkan nedenlerin başın-
da gelmiyor muydu bu konu?
Şimdi bakıyorsunuz; Milli Eğitim
Bakanlığı'na sahip partinin başkanı,
yani en yetkili ağız, sekiz yıllık kesin-
tisiz zorunlu eğitimin pilot bölgelerde
uygulanmaya başlanacağından falan
dem vuruyor.
Başbakan bu işi bir yıl erteledikle-
rini duyuruyor.
Zoraki açıklamalar.
Sekiz yıl konusunda bir kararlılık ve
irade sergilemeyen geçiştirme cüm-
leleri.
Peki Refahyol'un böyle bir açıkla-
ma yapmasına izin verir miydiniz?
Erbakan çıkıp da sekiz yıl konusun-
da pilot bölgelerden söz etse, kızmaz
mıydınız?
O zaman niye şimdiki hükümete ay-
nı ilkesel tutumu hatırlatmıyorsunuz?
İsimler değişince, ilkeler de mi de-
ğişiyor?
***
İKİNCİ önemli konu Susurluk.
Yeni hükümette Susurluk olayının
üstüne gitme ve dokunulmazlık fezle-
kelerini işleme koyma kararlılığı gö-
rülmüyor.
Üstü örtülen dosyalar yine karan-
lıkta kalacak.
Diğer demokratikleşme konuların-
da da durum bu.
***
KISACASI yeni hükümet
sekiz yıllık kesintisiz zorun-
lu eğitim ve Susurluk konu-
larında Refahyol'dan çok
farklı bir tutum sergilemi-
yor.
Ne de olsa "şeriata karşı
kadın yürüyüşü"ne katılma-
yan, "Şeriat İslamdır" diyen
ve Yazıcıoğlu'nu Meclis'e ta-
şıyan Mesut Yılmaz'la, Er-
bakan'ın iftar yemeği konu-
sunda aydınlık kamuoyun-
dan farklı düşünen Bülent
Ecevit'in kurduğu bir koalis-
yon bu.
***
BU koalisyon, kamuoyunda dalga
dalga yayılan bir korkunun yarattığı
büyük tepki üstüne kuruldu.
Refahyol'un uygulamalarından ür-
ken kesimler bu hükümetin yolunu
açtı.
Yani bir anlamda "Denize düşen yı-
lana sarılır!" misali ortaya çıktı.
Ne var ki koalisyon ortakları bunu
daha şimdiden, yani güvenoyu alma-
dan unutmuş görünüyorlar.
Kendilerini halk çoğunluğunun temsil-
cisi sayıp, olağanüstü şartları bir ke-
nara iterek, milletvekili transferleriyle
sağladıkları üstünlüğü, sürekli bir üs-
tünlüğe dönüştürmeye çalışıyorlar.
Onlara kalsa, ülkenin ne seçime ih-
tiyacı var, ne de yapısal değişiklikle-
re.
Ülke hükümetini buldu. Böyle idare
edip gitsin.
***
Ne yazık ki gidemeyeceği daha ilk
günden anlaşıldı.
Sekiz yıllık kesintisiz eğitim konu-
sundaki eveleme gevelemeler, Su-
surluk dosyalarının üstünü örtme eği-
limi ve bekleyen bunca yasa varken
Meclis'i bir an önce tatile sokma gay-
retleri hiç de umut verici bir başlangıç
oluşturmuyor.
Bu yüzden vakit varken, seçimin
altyapısı için hazırlıklara başlanmalı.
Yoksa sonbaharda yine kriz var!
***
REFAHYOL'dan taleplerimiz ne i-
diyse, bu hükümetten de o olmalıdır.
