KESİN verilere dayanmadan kimseyi suçlamak istemem.
Ağır ithamlarda bulunmak bana göre değil.
Bu yüzden sadece bazı kuşkuları dile getirmek ve "acaba..." demekle yetineceğim.
***
ACABA bazı parti başkanları ilginç politik hesaplar içine mi girdiler?
Önümüzdeki seçimlerdeki oy kaymalarını düşünerek ilkelerine aykırı davranışlarda mı bulunuyorlar?
Bu yüzden mi bir "netlik" eksikliği var?
Yoksa bizler boşuna mı kuşkulanıyoruz?
***
SÖYLEYECEĞİMİZİ, lafı dolandırmadan söyleyelim:
Ankara'daki etkili çevreler Refah Partisi'nin kapatılmasına neredeyse kesin gözüyle bakıyorlar.
Şu sıralarda Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Vural Savaş, esas hakkındaki mütalaayı hazırlıyor.
Bir görüşe göre; Refah Partisi kapatılacak. İddianamede adı geçen yöneticiler beş yıl politikadan silinecekler.
Bunların içinde Genel Başkan Necmettin Erbakan da var.
Daha önceki parti kapatma örneklerinden biliyoruz ki kapatılan bir siyasi hareketin kendine gelmesi, toparlanması yıllar alıyor.
En azından önümüzdeki seçim döneminde derli toplu bir biçimde temsil edilmesi imkansız.
Bu durumda Refah'a oy verme eğiliminde olan milyonlarca seçmen açıkta kalıyor.
Zorunlu olarak kendi görüşlerine en yakın partilere yönelecekler.
***
İŞTE Ankara'da olup bitenlerin püf noktası da burada.
Acaba bazı parti liderleri bütün hareket ve sözlerini, Refah kitlesinin duyarlılığına göre mi ayarlıyor?
Acaba Refah kitlesinin en duyarlı olduğu sekiz yıllık kesintisiz eğitim konusu bu yüzden mi savsaklanıyor?
Oy hesapları ilkelerin üstüne mi çıkmakta?
İnsan, böyle bir şeyi akla getirmek istemiyor ama ister istemez kuşkulura kapılıyor.
Türkiye'nin en önemli konusu olan sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitim programının neden savsaklandığını, ertelendiğini, bu konuda neden siyasi bir kararlılık gösterilmediğini anlamak zor.
***
RESMİ kaynakların verdiği sayılara göre her yıl 1.5 milyon çocuk Kur'an kurslarından geçiriliyor.
İmam hatip lisesi mezunları, Ecevit döneminde alınmış bir kararla diğer yüksek okullara devam edebiliyorlar.
Bugün Siyasal Bilgiler'in bazı önemli bölümlerinde yarıya varan bir oranda imam hatipli var.
Eğitim konusu, Türkiye'nin rejimini İslami esaslara oturtmak isteyen programın can damarı.
Zaten en büyük kavga, en büyük yaygara da bu konuda kopuyor.
***
HÜKÜMETİN, sekiz yıllık eğitim konusundaki tavrını bir an önce netleştirmesi gerekir.
Yoksa kuşkularımız artacak.
Laik kesimlerin rüzgarıyla iktidara gelerek, Refah'ın seçmen kitlesine sempatik görünme politikası, çok tehlikeli bir bıçak sırtıdır.
Bütün partiler bu konuda net bir tutum takınmalı.
Ne yazık ki, şu ana kadar CHP dışında net tutum takınan ve Refahlı kesimle bütün köprüleri atmayı göze alan bir parti çıkmadı.
