İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin yayın kataloğunu incelemenizi tavsiye ederim. Bilgi Üniversitesi hem yerli hem de yabancı yazarlara ait birbirinden ilginç kitaplar basıyor. Uluslararası bir üniversite yayınevi kalitesinde işler yapıyor. Yayımlanan kitaplar arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi, kültürel, kurumsal tarihini ele alan çalışmalar; siyaset, sosyoloji ve felsefe üzerine kuramsal çalışmalar; İslam, kültür, ekonomi, insan hakları konularında çok değerli yapıtlar var. Ben size bugün Bilgi Üniversitesi Yayınevi’nin 2006 yılı sonunda yayımladığı bir kitaptan bahsedeceğim. Guy Sorman’ın “Rifaa’nın Çocukları: Müslüman Modernler” adlı kitabından. Kitabın orijinali ilk olarak Fransa’da 2003’te yayımlanmış ve büyük ilgi toplamış. Yazar Guy Sorman Fransa’da ve Fransa dışında pek çok kitabı basılmış olan bir profesör, uzmanlık alanı iktisat ve siyaset felsefesi. Ayrıca, Sorman, 1993-1995 yılları arasında Fransa Dışişleri Bakanlığı’na danışmanlık yapmış, 1995-1997 yılları arasında Stratejik Planlama Komisyonu Başkanlığı ve başbakan danışmanlığı görevlerinde bulunmuş. “Rifaa’nın Çocukları” Fas’tan Mısır’a, Suudi Arabistan’dan Kuveyt’e, İran’a ve Türkiye’ye, Bangladeş’ten Endonezya’ya kadar tüm İslam coğrafyasını ve İsrail’i de kapsayan, uzun yıllar sürmüş bir araştırmanın ürünü… Sorman’nın kitabına adını veren Rifaa el-Tahtavi 19. yüzyılda yaşamış Mısırlı bir düşünür ve siyaset adamı. Gençliğinde Batı’nın teknik ve bilimsel üstünlüğünün sırlarını öğrenmek misyonuyla Mehmed Ali Paşa tarafından Paris’e gönderiliyor. Daha sonra devlet adamlığı yaptığı dönemde Avrupa’daki yenilikleri, Müslüman-Arap dünyasına getirerek bir sentez oluşturmaya çalışıyor. Rifaa o dönemden beri, Müslüman dünyasında, “Arap Rönesansı” denen dönemin kurucusu olarak biliniyor; bu yeniden doğuş Arap dünyası dışına taşarak tüm Müslüman alemini etkiliyor. Rifaa El-Tahtavi İslam’ın bilimle, eleştirel düşünceyle, siyasal özgürlüklerle uyum halinde bulunduğunu, ancak Müslümanların, Batı Avrupa’daki gelişme düzeyine ulaşabilmek için önce kendi önyargılarına karşı uzun bir mücadele vermeleri gerektiğini savunuyor. Yine ona göre Müslüman ülkelerinin “gecikmesinin” nedeni İslam’a indirgenemez ancak değiştirilmesi mümkün olmayan toplumsal koşulların sonucudur. Sorman, kitabının Doğu’nun ilk hümanisti olarak nitelediği Rifaa’ya bir övgü olduğunu, çünkü onun öngörülerinin bir anlamda doğru çıktığını; şu anda Müslümanlar arasında biri liberal, diğeri köktenci iki biçiminin mücadele halinde olduğuna dikkat çekiyor. O da, Rifaa gibi, İslam dünyasında reformun mümkün olduğuna inanıyor, fakat Müslümanlar açısından “Aydınlanma”nın gerçek düşmanının İslam hakkındaki çok yaygın bilgisizlik olduğunu ileri sürüyor. Bilgisiz olan yalnızca Batı değil, Müslümanların pek çoğu kendi dinlerini ve ortaya çıkışından bugüne kadar süregelen tarihlerinin çeşitliliğini bilmiyorlar. Sorman’ın bir diğer önemli argümanı da şu: Radikal İslamcılık İslam’ın ayrılmaz bir parçası değildir, 20. yy’a ait bir ideoloji olarak yorumlanmalıdır. Sorman, Rifaa’dan yola çıkarak ve ondan esinlenerek tüm İslam alemini katediyor; Mısır’ı, İran’ı, Taliban’ı, Bin Ladin’i, Kuveyt’i, Malezya’yı, Fas’ı, Türkiye’yi ele alıyor ve İslam dünyasında Aydınlanma’nın olanaklarını tartışıyor. Guy Sorman Türkçe baskıya yazdığı önsözü şu cümlelerle bitiriyor: “Bazı Avrupalıların Türkiye’ye karşı öne sürdükleri önyargılar bilgilenmek suretiyle ortadan kaldırılabilir. Şayet Avrupa bir akıl ve hukuk alanı ise, bu değerlere dayanan her ulus Avrupalıdır. Ayrıca, köktenciliğin sadece İslam’a mahsus bir gelişme olduğu konusunda da görüş birliği yoktur. Rifaa’nın Müslüman köktencilerle kavgasının benzeri Batı’nın içinde de yaşanıyor. Avrupa’da bizim de karanlıkçılarımız var; biz de sizin gibiyiz, ne eksik ne de fazla.”