Dünyanın gözbebeği Beverly Hills'de bir evdeyiz. Los Angeles sırtlarında Hollywood starlarının oturduğu bu semt, turist gruplarıyla dolu. Dünyaca ünlü oyuncuların evlerinin önü modern ziyaret yerlerine dönüşmüş.

Turist rehberleri, şık ve bakımlı malikanelerin önünde birikmiş olan Japon turistlere gösteriyor durmadan: "İşte Michael Douglas'ın evi. Şu da Frank Sinatra'nın ki." Ve turistler huşu içinde resimlerini çekiyorlar malikanelerin.

Beverly Hills'in en eski ve görkemli evlerinden birine davetliyiz. On dönümlük muhteşem bir bahçe içindeki malikane görmeden anlatılacak gibi değil. 1930'lu yılların filmlerinden fırlamışa benzeyen uzun boylu adam kırık bir İngilizce'yle evin özelliklerini anlatıyor bize. Mari Antoinette in kullandığı yemek takımlarını, 15. Louis koltukları gösteriyor.

Ve birdenbire diyor ki: "Ama bu evlerin hiç birisi İstanbul'daki çocukluk evimin yerini tutamaz."

Bir resim gösteriyor bize. Şişli'deki Bulgar hastanesini tanıyoruz. Evleri orasıymış.

Aristokrat tavırlı adamın ismi Ivo Hacıyef. Çocukluğu İstanbul'da geçmiş. Ailesine padişah tarafından tütün rejisi imtiyazı verilmiş. Hala o günleri sayıklıyor. Beverly Hills'in "first lady"si olan Mrs. Robinson ölünce evin bakımı ve devam ettirilmesi Ivo'ya kalmış. O da dünyanın belki de en pahalı ve görkemli malikanesinde, eski ve uzak bir İstanbul'u düşleyerek yaşayıp gidiyor.

Los Angeles Beverly Hills'de Türk izi bulmak belki şaşırtıcı. Ama bugünlerde Los Angeles halkı buna alışık.

Çünkü Armand Hammer müzesinde açılmış bulunan "Osmanlı Sultanlarının Görkemi" adlı sergi, kentte büyük yankı buldu. Los Angeles'in şık bulvarlarındaki elektrik direklerinden, bu sergiyi duyuran afişler sallanıyor.

Los Angeles Times başta olmak üzere bütün gazeteler sergiye yarımşar sayfa yer ayırıyorlar.

Bu gazetenin yazarlarından William Wilson sergiyi, "Tanrılara layık muhteşem bir gösteri" olarak niteliyor.

Kültür Bakanı Fikri Sağlar Çarşamba akşamı müzede yapılan bir törenle açtı sergiyi. Daha önce Memphis kentinde bulunan sergiyi iki yüz otuz beş bin Amerikalı hayranlıkla gezmişti. Bu kez Los Angeles'te bu sayının yarım milyonu bulması bekleniyor.

Belki de daha önce Türkiye'nin adını duymamış ya da sadece "Geceyarısı Ekspresi" filmi dolayısıyla duymuş olan yarım milyon Amerikalıya Osmanlı görkemini tanıtmak çok büyük ve önemli bir proje.

Başka hiç bir şekilde bu kadar insana ulaşamaz ve milyarlarca dolar dökseniz basında bu tanıtımı yapamazsınız.

Yurt dışında ilgisizliğe alışmış olan biz Türkler, bu kez Los Angeles'in onur konukları gibi dolaşıyoruz sokaklarda.

Demek ki biraz gayretle neler yapılmıyor.

Bunca yanlışlık arasında, sağlam bir projenin verimli sonuçları insanı heyecanlandırıyor doğrusu.