Stockholm. Dünyada çok ağır meslekler vardır ama hiçbiri gerçek bir film yapmak kadar zor olup da kolay görünen bir iş değildir. Televizyon kanallarında yüzlerce film gören insanlar, film “çevirmeyi” çok zevkli ve kolay bir uğraş olarak algılıyorlar. Sanki iki saatlik film, iki saatte çekiliyor. Bir takım insanlar hareket edip konuşuyor ve birileri de bunları çekiveriyor. Bir takım insanlar hareket edip konuşuyor ve birileri de bunları çekiveriyor. Filmde bir dakika bile tutmayan bir sahnenin çekimi için altı saat uğraşıldığını görenlerin ortak bir tepkisi var: “Aaa biz bu işin bu kadar zor olduğunu bilmiyorduk.”
Bir kaç gündür “Şahmaran” filminin ses miksajı için Stockholm’deyim. Üç sene süren Şahmaran macerası bir ay içinde noktalanacak. Senaryonun on kez yazılmasından tutun da, parasının bulunması formalitelerine, çekimine, müzik yapımına ve laboratuvar çalışmalarına uzanan sonsuz bir gayret ve emek bu. Türkiye’deki teknolojiyle yetinemediğiniz zaman, böyle yetmiş kiloluk bobinleri yüklenip Stockholm’e geliyorsunuz. Çünkü filmde çok önemli yeri olan ses dünyasının stereo olarak kaydedilmesini istiyorsunuz. Ne yazık ki böyle bir teknik yok bizde. Stockholm’deki Mit AB stüdyosunda İsveçli uzmanlarla oturup filmin her karesini ayrı ayrı seslendirmek ve tekrar tekrar üzerinde durmak, en az bir hafta geceli gündüzlü bir çaba gerektiriyor.
Türk yönetmenlerinin işi yabancı meslektaşlarıyla ölçülemeyecek kadar güç. Çünkü her aşamasını kendisi yapmak ve işin hamallığını ve teknik adamlığını da üstlenmek zorunda. Batılı yönetmen, çekim bittikten sonra filmi montajcıya ve sesçiye teslim ediyor. Aylarca süren çalışmalara katılmıyor ve en sonunda gerekli gördüğü müdahaleleri yapıyor. Burada çalıştığım Mit AB’de İngmar Bergman, Tarkovski ve Bille August filmlerinin ses miksajı yapılmış. Haftalarca süren çalışmalar sırasında, bu yönetmenlerden hiç birisini görmemişler stüdyoda. Filmlerin sesçileri bitiriyorlarmış çalışmayı. Ama Türkiye’de böyle uzmanlar olmadığı için kendi göbeğinizi kendiniz kesmek zorunda kalıyorsunuz
Müzik ve yazı gibi diğer alanlarda da çalışmaları olan bir kişi olarak kıyaslamayı daha rahat yapabiliyorum: Gerçekten de özenli bir filmi bitirebilmek, ne konser turneleriyle ne de aylar süren plak çalışmalarıyla karşılaştırılabilir. Bazen insanın yorgunluktan midesi bulunacak kadar çalışması ve teknik detaylarla uğraşması demek film yapımı. “Peki madem böyle, neden film yapıyorsun?” diye soracak olursanız eğer, itiraf edeyim ki cevabını ben de bilmiyorum.
