Ne ilginç bir akşamdı. Masanın bir yanına 60’lı yaşlarını süren kalın enseli, kocaman elli, iri yarı adamlar oturmuş; bir yanına da biz.Karşımızda oturanların hepsi iki kere şampiyon: Hem olimpiyat, hem de dünya şampiyonları. Ahmet Ayık, Tevfik Kış, Mahmut Atalay.Sağolsun; sporla siyaset arasında özenli bir noktada duran Fikret Ünlü bizleri bir akşam yemeğinde buluşturdu.Biraz sonra genç, esmer bir çocuk geldi. Büyüklerine saygılı, ufak tefek sayılabilecek bir Orta Anadolu delikanlısı.”Bu kim?” dedim. “O da dünya şampiyonu” dediler. “Ercan Yıldız.”Biraz sonra Adana’dan bir telefonla sohbete katılan bir başka dünya şampiyonu: İsmet Atlı!Lokantanın sahibi eski güreşçilerden Şakir bey.Gelin de bu geceye “şampiyonlar gecesi” demeyin. Şampiyonlarımız o gece anılara daldılar; Sidney’de, Meksika’da, Roma’da, İrlanda’da, Hindistan’da geçen güreş hikayeleri birbiri ardına sökün etti.Bir ara Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ ı anlattılar.Atatürk, Kurtdereli’ye ödül olarak 1000 liralık bir İş Bankası çeki veriyor. Altını Kemal Atatürk diye imzalıyor, zaten çeklerde resmi de var.Pehlivan çeki İş Bankası’ na götürüyor; kendisine 1000 lirayı ödüyorlar. Muazzam bir para.Ama Kurtdereli hala bekliyor. “Ne bekliyorsun pehlivan?” diye sorduklarında çeki beklediğini söylüyor.”Parayı aldın, çek bizde kalacak” diyorlar.”O zaman alın 1000 liranızı, verin çekimi” diyor. “Onda Atatürk’ün imzası var.”Ve parayı iade edip Atatürk imzalı çeki sevgiyle cebine yerleştirerek gidiyor.Gelin de bu gerçek hikayeyi duyduktan sonra “Ne günlere kaldık ey Gazi!” diye hayıflanmayın.Sidney Olimpiyatlarında Hamza Yerlikaya güreşiyor; 3-0 mağlup. O sırada maçı seyretmekte olan Spor Bakanı Fikret Ünlü ayağa kalkıp haykırıyor: “Kendine gel Hamza, sen bir olimpiyat şampiyonusun!” Hamza bu çığlığı duyar duymaz rakibini kardırıp atıyor, bir çırpma; ve 3 puanla maçı kazanıyor.Daha eski yıllarda böyle bir olay da Ahmet Ayık’ın başına geliyor. Bir dünya maçında tam yenilmek üzereyken Mahmut Atalay minderin yanına gelip bağırıyor: “Senin için yenildi diyeceklerine, öldü desinler daha iyi Ahmet!”Bu müthiş doping üzerine Ahmet Ayık kendisine “yenildi” dedirtmiyor.İlginç bir ayrıntı daha: Her şampiyonluktan sonra kafilemiz sporcusuyla, idarecisiyle, bakanıyla birbirine sarılıp ağlarmış.”Böyle bir heyecan tahmin bile edilemez” diyorlar. Şampiyon Mahmut Atalay çocukluğunu ve köylerindeki güreş sevdasını anlatıyor.Hani “ata sporu” deriz ya, dediğimiz kadar var; çünkü köyde kadınlar da güreşiyor. İyi bir güreşçiye, güç, temiz ahlak ve efendilik anıtı olarak bakılıyor.Ne de olsa güreşçilerin piri Hazreti Hamza.Yemekte bulunan Yaşar Nuri Öztürk, Hz. Muhammet’in Ukabe ile güreş yaptığını ve onu bir kaç kez yendiğini anlatınca bizim koca pehlivanları alıyor bir heyecan.Bu konudaki bütün ayrıntıları öğrenmek istiyorlar.Pehlivanlarla bir akşam geçirince, sporda milli geleneğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyorum.Bazı ülkeler kayakçı, tenisçi, eskrimci yetiştiriyor ama bizim başarılarımız hep kas gücüyle ilgili.Bugüne kadar olimpiyatlarda 30 tane altın madalya kazanmışız.Bunların 27’si güreş, 3’ü halter dalında.Darısı genç sporcuların başına.
