Uğur Mumcu, siyaset-tarikat-ticaret ilişkileri üzerine binlerce yazı ve onlarca kitap yayınlamıştı. Türkiye’yi bu karanlık ilişkiler konusunda uyarmak ve iş işten geçmeden aydınlık bir bilinç yaratmak istiyordu. Uğur’u öldürdüler. Onunkine benzeyen sesleri susturdular. Ve Türkiye’de siyaset-tarikat-ticaret ilişkileri iktidara geldi. Şimdi basında, Başbakanlık görevini yürüten kişinin şirket ortaklıklarına hayret eden yazılar çıkıyor. Oysa şaşıracak ne var bunda. Bu ilişkiler zaten kaçak yapı, imar izni, orman arazisi kapatma, Almanya’dan işçi parası toplama ve yeşil sermaye ekseninde yürütülüyordu. Evliya Çelebi’nin rüyasında peygamberi görüp “şefaat” diyeceğine “seyahat” demesi gibi, bu insanlar da dünyaya gözlerini “Ticaret-siyaset ya Resulullah!” diyerek açmışlar. Buna bir de tarikat dayanışmasını ve kente göç edenlerin dışlanmışlık, horlanmışlık psikolojisini eklerseniz, Türkiye’deki gelişmelerin tablosu apaçık ortaya çıkıyor. İşin garibi, ülkenin okur yazarları da bu durumu alkışlarla karşılamakta. 12 Eylül yönetiminin üzerinden silindir gibi geçtiği, paramparça ettiği ve çil yavrusu gibi dağıttığı aydınlık insanların yokluğunda Türkiye, siyaset-tarikat-ticaret ilişkilerine teslim edildi. Genel olarak “sol” denilen partiler, her gün biraz daha yoksullaşan halk kesimlerinin kandırılmasına engel olamadıkları ve bu kitlelere sahip çıkamadıkları için de iş tırmandıkça tırmanıyor. İşte 2004 yerel seçimlerine bu havada gidiyoruz. İçte bunlar olup biterken dışta da Kıbrıs, Kuzey Irak, Avrupa Birliği gibi yaşamsal konular bizi sıkıştırmakta. Bir ülke böyle tarihsel dönemeçleri ancak en yetenekli kadrolarını devreye sokarak aşabilir. Ama Türkiye’deki siyaset çarkları buna izin vermediği ve “negatif seleksiyon” (tersine elek) metodunu benimsediği için ülke kötü yönetiliyor. 50 yıl önceki Türkiye’yle, o dönemin Yunanistan, İspanya, Çin, Tayvan, Portekiz, Finlandiya, Almanya’sını karşılaştırın; bir de bugüne bakın; Türkiye’nin ne kadar kötü yönetilmiş ve ne kadar aşağı gitmiş olduğunu açık seçik göreceksiniz. Bence ülkenin kaderi haline gelmiş olan bu gelenek devam ediyor. En iyi evlatlarını yiyen ve dışlayan Türkiye son sürat yokuş aşağı gidiyor.