Birkaç gün önce, bir grup aydın, akademisyen ve gazeteci, Fransa’nın efsanevi Kültür Bakanı Jack Lang’la birlikte Haliç’te müthiş bir yeri geziyor. Burası Osmanlı devrinin ünlü Silahtarağa Elektrik Santralı.113 dönüm üzerine kurulmuş binalar, dev türbinler, kontrol merkezleri, lojmanlar, idare yapılan. Ulu ağaçlarla dolu bu santralde o dev aletleri, ölçek dışına taşan büyük kazanları, konveyörleri görmek insanı heyecanlandırıyor; gerçeküstü bir mekanda dolaştığınız duygusunu veriyor. Yıllardır kullanılmayan, terkedilmiş santralde bulunmak, tarih içinde de bir yolculuk keyfi veriyor insana. Santralin büyük bölümünü gezdikten sonra bahçeye kurulmuş biri sofraya oturuyoruz. Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Oğuz Özerdem, gördüklerinden çok etkilenmiş olan Jack Lang’a projeyi anlatıyor. Bu olağanüstü mekanda Çağdaş Sanat Merkezi ve bir Enerji Müzesi oluşacak. Belki de dünyadaki en büyük ve en etkileyici sanat merkezi çıkacak ortaya. Jack Lang “Müthiş bir yer” diyor. “Harika olacak. Ben sizin için ne yapabilirim? “Sonra dünyada önemli ilişkileri olan Jack Lang’in bu merkeze nasıl yardımcı olacağı somut projelerle konuşuluyor. Santral İstanbul, yalnız Oğuz Özerdem’in ya da kurucular arasında bulunan bizlerin projesi değil. Türkiye’nin projesi. Burada bir yandan eserler sergilenecek, bir yandan çeşitli uluslara mensup sanatçı, düşünür ve yazarlar gelip lojmanlarda kalarak karşılıklı görüşme ve çalışma olanağı bulacaklar, konferanslar düzenlenecek ve Haliç kıyısındaki sekiz bin kişilik açık hava tiyatrosunda konserler verilecek. Şimdiden Bilgi Üniversitesi’nin bazı bölümleri oraya taşındı ve bir video sergisi açtılar bile. Tamamlandığı zaman bir yanıyla Osmanlı’yı, bir yanıyla modern Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden uluslararası bir merkeze kavuşacağız. Gelecek yıl bazı bölümlerinin açılması planlanan Santral İstanbul, Haliç’ten dünyaya seslenen olağanüstü bir proje.
