Alvin Toffler geleceği gören bir kâhin gibiydi gerçekten. Analizleri hep doğru çıktı, dünya onun öngördüğü gibi oldu. Bunun birçok kanıtını aktarabilirim ama bugün sözünü etmek istediğim konu başka. Düşünmesini iyi bilen bu yetenekli adam, 1986 yılında Kremlin’den çıkarken çok önemli şeyler söyledi. Mihail Gorbaçov’un anlattıklarından Sovyetler Birliği’nin çözülmeye başladığını görmüş olmalı ki “Dünya çok tehlikeli bir döneme giriyor” dedi. “Göreceksin bundan sonra din savaşları kaplayacak ortalığı!” Dediği gibi de oldu. Şimdi dünya artık yumuşak ya da sert, açık ya da kapalı din savaşlarına sahne oluyor. 2000 başlarına kadar Amerika’da yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönmüş ama bir süre önce yeniden oraya gitmiş bir arkadaşımız “Amerika’yı tanıyamadım” diyor. “Din, devlette ve toplumda öylesine önemli bir yer tutuyor ki inanmak mümkün değil.” Bu işler etki-tepki kuralına göre gelişir. Dinin bir tek ülkede yükselmesi mümkün değil. Öteki ülkeler de dinlerine sarılıp, kendilerini din üzerinden tarif ediyor. Ve din tartışmaları, hiç alışık olmadığımız bir biçimde gündelik hayatımızın neredeyse tamamını işgal ediyor.
Biliyorsunuz Amerika’da kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerine Sarah Palin adlı hanım vali, başkan yardımcısı adayı olarak katılıyor. Bu pek muhafazakâr kadın, siyasetle ilgili olarak rahibinden yardım istemiş, kendisine ne tavsiye edeceğini sormuş. Rahip de ona “Ester’in yaptığını yap!” demiş. Bu bilmece gibi cevap neyi anlatıyor biliyor musunuz: Tevrat’ta geçen Kral Ahaşveroş ve Kraliçe Ester bölümünü. Bunu size kısaca özetleyeyim: Kral Ahaşveroş’un yardımcısı Haman bütün İran illerine birer ulak gönderir ve 12. ay olan Adar’ın 13. günü genç, yaşlı kadın, çocuk demeden bütün Yahudi’lerin öldürülüp, yok edilmelerini buyurur. Fermana göre Yahudilerin kökü kurutulacak ve malları mülkleri yağmalanacaktır. Yahudi Mordekay aynı kökenden gelen Kraliçe Ester’i uyarır. Ona der ki: “Şu anda susarsan, Yahudilere yardım ve kurtuluş başka yerden gelecektir ama sen ve babanın ev halkı yok olacaksınız. Kim bilir, belki de böyle bir gün için kraliçe oldun.” Kraliçe Ester bir şölen sonrası Kral’a yalvarır. Der ki: “Ey kralım, eğer benden hoşnutsan ve uygun görüyorsan, isteğim canımı bağışlaman, dileğim de halkımı esirgemendir. Çünkü ben ve halkım öldürülüp yok edilmek, yeryüzünden silinmek üzere satıldık. Eğer köle ve cariye olarak satılmış olsaydık sesimi çıkartmazdım böyle bir sorun için Kral’ı rahatsız etmek uygun olmazdı.” Bu sözler üzerine Kral Yahudileri bağışlar ve onların düşmanı olan Haman’ı idam ettirir. Hikâye şöyle devam eder: “Yahudiler için aydınlık ve sevinç, mutluluk ve onur dolu günler başlamıştı. Kral’ın buyruğu ve fermanı ulaştığı her ilde ve her kentte Yahudiler arasında sevinç ve mutluluğa yol açtı. Şölenler düzenlendi, bir bayram havası doğdu. Ülkedeki halklardan çok sayıda kişi Yahudi oldu çünkü Yahudi korkusu hepsini sarmıştı.” Musevilerin kutladığı Purin bayramının kökü budur. Şimdi rahip, Sarah Palin’in Kraliçe Ester gibi davranmasını istiyor.
Bu hikâyeyi niye anlattım biliyor musunuz? ABD gibi teknolojide en önde giden, Harvard, Yale, Stanford gibi üniversitelere sahip olan, NASA çalışmalarıyla evrene uzanan bir ülkenin liderliği konusunda bir fikir verebilmek için. Binlerce yıl önceki din kavramları tekrar gündeme sokuluyor ve insanlığın çok çektiği din savaşlarına doğru dolu dizin yol alıyoruz. Unutmayalım ki bağnazlığın Hıristiyan’ı, Müslüman’ı, Yahudi’si olmaz. Bağnazlık bağnazlıktır. Aydınlama çağının sonu böyle gelmemeliydi ama ne yapalım ki Alvin Toffler haklı çıkıyor.
